Kur'an; üzerinde sürekli düşünülmek için gönderilmiş bir ilahi kelamdır. Onun üzerinde düşünme faaliyetinin sonu yoktur. Kur'an üzerinde düşünmenin dondurulması demek, hayatın dondurulması demektir ki, bu mümkün değildir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan bir ayette, "Andolsun ki, biz Kur'an'ı anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?" (Kamer, 32) denilmektedir. Kur'an, kendi mesajları hakkında kafa yormayan kişileri tenkit etmektedir.
Bu kişilerin kalplerinin mühürlü olduğu tabiri kullanılmaktadır. Tabii bu ağır bir tenkittir. Demek ki Müslümanlar, Kur'an üzerinde sürekli düşünmekle görevlidirler. Madem ki Kur'an bütün insanlık alemine kıyamete kadar hidayet kaynağı olmak üzere gönderilmiş, her devirde yaşayan Müslümanlar da, ondan kendilerini hidayete ulaştıracak, yani dünyada başarıya, saadete, mutluluğa ulaştıracak ilkeleri çıkarmak mecburiyetindedirler.
Şu hususun da altını çizmek istiyorum. Kur'an ve Hz. Peygamber'in Sahih Sünneti dinin iki ana kaynağıdır. Dikkat edilecek olursa burada dinin kendisi değil, ana kaynağıdır diyoruz. Bu şu anlama gelmektedir. Kur'an ve sahih sünnet, Müslümanlar'a dünya ve ahiret saadeti temin edecek olan İslam'a ait mutluluk projesinin ana çizgilerini belirleyen, çerçevesini çizen temel kaynaklardır. Bu genel çerçeveler doğrultusunda mutluluk yolunun ayrıntılarını şekillendirecek olan Müslümanlar'ın ta kendisidir. Nasıl helva yapmak için şeker, irmik ve su gerekliyse, İslam için de Kur'an ve Sünnet gereklidir. Helva yapmak için usta bir helvacıya ihtiyaç varsa, Kur'an'dan ve Hz. Peygamber'in Sahih Sünneti'nden hareketle insanların önüne mutluluk projesi koyacak olanlara da ihtiyaç vardır. Helvanın yapılış şekli her asırda, her çağda muhakkak farklı olacaktır. Ancak yapılanın helva olduğundan ve kullanılan malzemenin de şeker, irmik ve su olduğundan emin olmak lazımdır.
Kur'an'a çağdaş yorum getirmek İslam'ın özüne uygundur
Kur'an'a çağdaş yorum getirmek, İslam'ın özünü zedeler mi diye bir endişe de var. Esasen çağın problemlerine çözüm getirmek amacıyla Kur'an'a çağdaş yorum getirememek, Kur'an'ın ruhundan ve felsefesinden uzaklaşmak demektir.
Kur'an insanlık aleminin her an bir oluş halinde bulunduğunu, tıpkı nehirler gibi atiye doğru akıp gittiğini belirtmektedir. Sürekli bir oluş, değişim halinde olan insanlar ve meydana getirdikleri için toplumların değişen ihtiyaçlarını karşılamak üzere Kur'an'ın mesajını yeniden anlamaya çalışmak, gelinen bu noktada Kur'an bize neler söylüyor demek neden sakıncalı olsun veya neden İslam'ın ruhunu zedeleyici bir tavır olsun? Kur'an'da öyle ayetler vardır ki, onu ancak zaman içerisinde ortaya çıkan bilgiler sayesinde doğru bir şekilde anlayabiliyoruz.
Kur'an'da birtakım tabiat hadiselerinden bahsediliyor. Beş bilinmeyenden bahsediliyor. Bunları bugün modern bilimin sayesinde elde ettiğimiz bilgiler yardımıyla daha iyi anlayabiliyoruz. Bunlar belki de daha önceki dönemlerde doğru anlaşılamamıştı. Kur'an'ı açıklayan ve İslam dünyasında oldukça şöhret bulmuş eski tefsir kitaplarında dünyanın düz olduğunu yazan, birtakım ayetlerin buna işaret ettiğini ileri süren din bilginleri bile vardır. Bu yorum belki o çağın bilgi seviyesi bakımından insanlara makul gelebiliyordu. Ancak günümüzde bu yorumun hiçbir geçerliliği kalmamıştır.