kapat

17.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Sezer canlı yayında beni tercih eder
Hulki Cevizoğlu programı gibi 'sert kabuklu' ve iddialı

Hulki Cevizoğlu Kanal 6'daki 'Ceviz Kabuğu' ile kendinden yine söz ettirir oldu. Kimileri onu çok itici bulurken kimileri de çok beğeniyor. Aslına bakılırsa kendisi bizim için tam bir gizem. Hakkında öyle az şey biliyoruz ki. Ciddi, çalışkan ve düzenli biri olduğundan eminiz sadece. Terlediğini bile görmedik.

Programının isminin, karakterini de yansıttığını söyleyebilirim: Kalın ve sert bir kabuğu var. İçinde sakladığını ise keşfedemedim; çünkü bir aydır telefonlaşmanın sonunda nihayet randevulaştığımızda, İstanbul Karayolları'nın azizliğine uğrayıp 2.5 saat trafikte kalmış ve randevuya geç gelmişti... Soracak daha çok sorum vardı. Ama aldığım yanıtlardan da anladım ki, 10 soru daha sorsaydım yine 'daha çok soru sorum var!' derdim...

Türkiye'de ifade özgürlüğü hâlâ bir mesele. Yasalar dahilinde ele alamadığınız bir konu oldu mu?

Yasal açıdan beni engelleyen bir konu olmadı. Şu konuyu ele alsam yasalar engeller diye de düşünmedim. Burada üslup çok önemli, dengeyi kurduğunuzda her şeyi ele alabilirsiniz.

Mesela birileri Türkiye'nin bölünmesi gerektiğini savunsa programınıza taşır mıydınız?

Bu tür programlar yapanlar oldu, isimlerini tekrarlamıyorum. Ben "Türkiye bölünmelidir" diyen birini asla çağırmam. Aksi takdirde terörizm propagandasına ortam hazırlanır. Tam tersini düşünelim; bir terör örgütü TV açsın adamlarına program yaptırsın. Buna hangi ülke izin verir? Vural Savaş'ın sözlerinden hatırlıyorum; İngiltere'deki terörle mücadele yasaları daha fazla engel barındırıyor. Ama terör örgütünü idare eden kişilerin hangi futbol takımını tuttuğunu sempatik bir şekilde aktaran televizyoncular da oldu.

Ermeni soykırımı iddiasında bulunan Taner Akçam'ı konuk ettiniz...

Hayır, o başka bir şey. 86 yıl önce olduğu iddia edilen bir tarihin yargılanması bu. Fatih Sultan Mehmet ya da Yavuz Sultan Selim filancaları katletti mi tartışması gibi. Bugün Hitler de tartışılıyor. Tarihi tartışmaların bugünle ilgisi yok. O zaman tarih kitaplarını da kaldırmak gerek.

AT SAHİBİNE GÖRE KİŞNER
Programlarınıza askerden bir tepki geliyor mu?

Sadece TV'de değil, gazetecilik yaşamımda da böyle bir şeyle hiç karşılaşmadım. Karşılaşan var mı?

Anlatılanlara göre var...

Ne diye karşılaşmışlar?

Daha hassas davranmanızı beklerdik' gibi tepkiler...

At sahibine göre kişner. Üslubuma uygun davranılıyor olsa gerek. İnsanlar bazı şeyleri içlerinden geçirseler de bu yüzden söylemiyor olabilirler.

Ciddiyetinizden ötürü mü?

Pek çok şeyi kabul etmeyeceğim biliniyor. Bir programımdan ötürü patronlara varan tepkiler olmuş ve bunu canlı yayında söylemiştim de. O programı son kez yapıyormuş gibi yaptık, ama yaptık.

Vural Savaş'ın konuk olduğu programa Cumhurbaşkanı Sezer'i de çağırmışsınız. Geleceğine gerçekten inandınız mı?

Pek çok gazetecinin yapamadığı röportajları yaptım. Röportaj yapacağım kişiyi bıkmadan ararım. Yedi yıldır Süleyman Demirel'in peşindeyim; her hafta arıyorum. Sezer'i de sadece objektiflik adına çağırmadım. Cumhurbaşkanı Sezer'in, bir programa çıkarsa beni tercih edeceğini biliyorum. Ama gelmese de peşindeyim.

Demirel neden kaçıyor?

Çok canlı yayına çıktı ama bana gelmiyor. Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nin Yılın Gazetecisi ödülünü Süleyman Bey'in elinden almış ve herkesin önünde bir kez daha davet etmiştim. Söz verdi; ama sözünde durmadı. Bir davette karşılaştığımızda "Sen adamın ciğerini söküyorsun" dedi. Ben ise "Estağfurullah" dedim. İnsanların ciğerini sökmeye değil, onlara bir ayna tutmaya, bilgileri ile başbaşa bırakmaya çalışıyorum. Yoksa kimseyi punduna getirmek, faka bastırmak gibi amaçlarım yok. Herkese konuyu söylüyorum, hazırlanıp gelsinler istiyorum. Bir nevi kitap açık sınav yapmak gibi.

Programınız başlarken "Satacak bir şey yap" önerilerinde bulunulmuş. Siz de "Amacım para kazanmak değil" demişsiniz. Ama yüksek telifler istiyormuşsunuz...

Piyasa fiyatlarının üzerinde mi istemişim?

Evet.

Yanlış bilgi. Her insan yaptığı işin karşılığında en iyi parayı almak ister. Ama önceliğim para değil; işin özü. Bir TV programcısı da İbrahim Tatlıses ya da Hülya Avşar kadar kazanabilmeli. Onlardan eksiğimiz yok, fazlamız var. Çünkü toplumu aydınlatıyoruz, ötekiler gibi sabun köpüğü işler yapmıyoruz. En iyisini yapmak istememe rağmen en iyi ücreti almadığımı da biliyorum.

BABAM TRAFİK POLİSİYDİ
Soğukkanlı felsefenizle bir Alman'a, ciddi ve serin esprilerinizle İngiliz'e, hırsınızla da Amerikalı'ya benziyorsunuz. Bunların hiçbiri Türkler'de sık görülen özellikler değil. Biz yumurta kapıya dayanınca çalışırız. Türk olduğunuza emin misiniz?

Evet. Karadeniz'de doğdum ama hiç orada yaşamadım. Yaz tatillerinde babamın memuriyeti nedeniyle fındık toplamaya giderdik. Oradan ne aldım bilmiyorum; her şeyimi çalışarak ve okuyarak elde ettim. Çocukken de çok sorgulardım.

İç huzurunuz var mı?

Müthiş. Askeri açıdan dağın tepesindeki bir komando, dini açıdan derviş, bilimsel açıdan astronom ya da filozof gibiyim. Tek başına asla sıkılmadan yaşayabilirim.

Hiç bunalıma girmez misiniz?

Depresyona girecek kadar vaktim olmadı. Soruların yanıtlarını kitaplardan alacağımı düşünürüm. Kendimi hiç koyvermedim. Ama zırhlara bürünmüş şövalye olduğum sanılmasın. Ben de normal bir insanım. Ama beni ben yapan kitaplar ve çalışmak.

Kafka'nın Gregor Samsa kahramanı bir sabah böcek olarak uyanır. Siz de bir sabah akşamdan kalma, traşsız halde uyansanız... Üstelik eviniz de darmadağınık olsa?

Böyle bir şey mümkün değil. Benim evim asla dağınık olmaz, asla sarhoş uyanmam.

Öğrenciyken beden eğitimi dersleri ile aranız nasıldı? Ciddiyetiniz takla atmanıza engel olur muydu? Gerçi çevik birisiniz de...

Lisedeyken boks ve tekvando yaptım. Boksta çok başarılıydım ama spor olmadığına karar verdim ve bıraktım. Antrenöre "Bu spor değil kimsenin canını yakamam" dedim, o da "Dayak yersen acımazsın" dedi. Ama ben yine de acıdım. Elimden gelse yasaklarım. Tekvando ise sanat gibi gelmişti, onda da başarılıydım. Her işi en iyi şekilde yapmak isterim.

Efendim, bir sivil ciddiyetinden çok bir asker ciddiyetiniz yok mu? Üniforma giyseniz, sizi general zannedebiliriz...

Sizin yanlış algılamanız...

Babanızın mesleği neydi?

Polisti ama trafik polisi.

Eşinizle nasıl tanıştınız?

Ortak bir dostumuz tanıştırdı.

Çarpıldınız mı?

Çarpılmadım desem hanım üzülür, çarpıldım desem doğru olmaz. Eşim ve oğlumu çok seviyorum ama hiçbir şeye duygusal olarak çarpılmadım ve çarpılacağıma da inanmıyorum.

Kendi nikah masasında teybini açan adam
24 Ocak'ta evlenmiş, bir diğer 24 Ocak'ta ilk arabanızı almışsınız. Doğumgününüz de 1 Mayıs'mış... Ne tesadüf?

19 rakamının Kuran'daki mucizesi ve bunların Atatürk'e denk gelmesi gibi, bende de çok tarih denk düştü. Ama benim için bir önem taşımıyorlar.

28 Şubat'a denk düşen bir gününüz var mı?

Hayır. Ama yıldönümüne yakın Erol Özkasnak'ın telefonla arayıp açıklamada bulunması iyi bir olaydı. Bu tarihlerin hepsi iyi de değil. Çünkü 24 Ocak aynı zamanda Gaffar'ın, Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü gün. Tesadüfen 24 Ocak'ta evlendim ve şahidim dönemin cumhurbaşkanı Özal'dı. Bana "Ne güzel, 24 Ocak sayesinde evleniyorsun" dedi. Ben de damat olarak cebimden teybimi çıkarıp masaya koydum ve "Hayır, 24 Ocak tedbirlerinin kötülüğünden ötürü bu kadar geç evleniyorum" dedim. O kararlarda sayın Özal'ın da etkisi vardı. Üzüldü mü bilmiyorum, ama o ortamda yanıt vermedi.

Evlenirken de teybinizi mi açtınız?!

Evlenirken de gazeteciydim. Adana depreminde programı Adana'da yapmıştık. Otele döndüğümde hâlâ sallanıyorduk ve ben altıncı kattaydım. Asansöre binemez, merdivenlerden inemezdim. Yapılacak bir şey yoktu. Bir gazeteci olarak teybimi ve cep telefonumu yanıma koydum. "Bina yıkılır ve enkaz altında canlı kalırsam Kanal 6 ile bağlantı kurar, hem kurtulmamı sağlar hem de haber yazdırırım" diye düşündüm. Ertesi gün bunu canlı yayında söylediğimde ilk tepki eşimden geldi: "Demek oğlumuzla beni düşünmedin" diye. Onları da düşündüm ama ilki gazetecilik duygusuydu. Bu pek çok insana anlamsız gelebilir.

Anlamsız değil ama şok edici. Hiç korkmadınız mı?

Korktum ama yapacak bir şey yoktu.

Korkunuzu nasıl bastırdınız? Bir röportajınızda dindarım demiştiniz.

Hayır dindarım demedim, inançlı biriyim dedim.

Bu ne tür bir inanç?

Dünyanın ve evrenin bir yaratıcısı var ve ben buna Allah diyorum. Müthiş bir düzen var ve ben buna hayranım.

BUKET AŞÇI


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır