kapat

03.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Adres, meclis!

Yüksek yargı, Avrupa'da yüksek tazminat cezalarına mahkum olduğumuz gerekçesiyle Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen uyarıya sert tepki gösterdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ifade özgürlüğü ile ilgili davalarda Türkiye'yi peş peşe ağır tazminat cezalarına mahkum etmesi nedeniyle bu tür davalarda cezaların düşük tutulmasını telkin eden Dışişleri Bakanlığı yazısı dün SABAH'ın mahşeti olmuştu.

Yargıtay Başkanı Selçuk ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu, yargıya müdahale saydıkları bu yazıyı dağıtıma sokmayacaklarını ayrı ayrı açıkladılar.

Sami Selçuk, "Baskı izlenimi veren mektubu yargıç arkadaşlara dağıtmaya gerek dahi duymuyorum" dedi.

AİHM'de açılan 5 bini aşkın davadan bugüne kadar sonuçlanan 58'inde Türkiye 3 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum oldu. Davaların tümü bittiğinde tazminat yükü 5 milyar doları bulacak.

Yargı: Başka kapıya
Dışişleri Bakanlığı'nın yüksek yargıya gönderdiği uyarı yazısı, bu tehlikeyi dikkate alarak her davada ceza verilmesinden sakınılmasını ve ceza verilecekse bile düşük tutulmasını tavsiye ediyor.

Yargıtay Başkanı Selçuk, iyi niyetle de yapılmış olsa bu tavsiyenin bağımsız yargıya karşı Anayasa'ya aykırılık taşıyan bir müdahale olduğuna inanıyor..

Ve "Yazının muhatabı yargı organları değil yasama organı olmalıydı" diyor.

Anayasa hukuku profesörlerinden çoğu, yüksek yargının tepkisini haklı buldular. Çünkü "yargı bağımsızlığı tartışmalı hale gelirse mahkeme kararlarına güven kalmaz."

Nitekim Olağanüstü Hal Bölgesi'nde verilen mahkeme kararlarını, iç hukuk yollarının tükenmesini beklemeden AİHM gündemine alabiliyor. Çünkü bu mahkemeleri bağımsız saymıyor.

İş meclise düşüyor..
Türkiye'nin şöyle bir zorluğu var:

"Bizde düşünce suçlarına cezalar çok ağır. Zaten hakimlerin çoğu cezaların en alt limitlerine hükmediyor."

Yani Dışişleri Bakanlığı'nın telkini yönünde yapılacak bir zorlamanın sonucu, yasaların hiç uygulanmaması olacaktır. O zaman?.

O zaman geriye Sami Selçuk'un gösterdiği çareye başvurmaktan başka yol kalmıyor:

Yasaları, Türkiye'nin AB'ye üyelik yolundaki ilerleme kararlılığı doğrultusunda mecliste değiştirmek..

Çünkü hükümet direktifi ile liberalleşmiş emir kulu bir yargı ile Avrupa Birliği'ne girmek mümkün değil!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır