kapat

05.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Ölümleri beklerken...

1996 yılında da böyle olmuştu. Cezaevlerinde ölüm oruçları başlamıştı. Bir grup insan bu işi kamuoyuna mal etmeye, çözüm aramaya çalıştı: Yazılar yazıldı, imzalar atıldı, televizyonlara çıkıp konuşuldu ama kimsenin kılı kıpırdamadı.

Ancak 12 kişi ölünce Ğhiç olmazsa bir arabuluculuk girişimi için- izin verdiler.

Gerçi ölüm oruçları sona erdi ama arkasında 12 genç ölü bırakarak...Ailelerin bağrına ateş düştü ve geri dönülemeyecek noktayı aşmış olan bir çok tutuklu ömür boyu sakat kaldı.

Şimdi yine aynı krize doğru gidiliyor: Hem de süratle.

Cezaevlerindeki ölüm oruçları 47 gününe girdi.

Artık kalıcı hasarlar oluşacak; bir süre sonra da ölümler gündeme gelecek.

Hükümet ve Adalet bakanlığı bu işi mutlaka çözmek zorunda.

Bu kez 1996'daki gibi arabulucuk girişimlerine de izin vereceklerini sanmıyorum. Hükümet "operasyon" yapmaktan sözediyor. Bu terim "daha çok ölüm" anlamına geliyor.

TAYAD, barolar, sivil toplum kuruluşları, gazeteciler, sanatçılar ayakta.

Hükümeti ve toplumu uyarmak için her gün sokaklara çıkıyorlar, açlık grevi yapıyorlar ama aldıran yok.

Geçenlerde beş yazar bir araya gelip bildiri yayınladık. Konuyu bu köşede ve söyleşilerde bir çok kez dile getirdik.

Karşımızda bir duvar sessizliği var.

Katili, hırsızı, yankesiciyi, gaspçıyı affetmek için çırpınan yetkililer, demir parmaklıklar arkasındaki ölümlere kayıtsız davranıyor.

Göreceksiniz; Türkiye Aralık ve Ocak aylarını ölümlerin gölgesinde geçirecek.

Huzursuzluk son aşamaya yükselecek, uluslararası kuruluşlar devreye girecek ve bu macera da bir çok genç ölümle sonuçlanacak.

Niye şimdiden önlem alınmaz, neden barolara, uzmanlara, doktorlara ve tutuklu yakınlarına kulak verilmez; anlamak mümkün değil.

Bu sorunu yaratan F tipi cezaevleri tartışılmalı, uzmanların görüşleri alınmalı, baroların düzenleyeceği sempozyumlarda konuşulmalı, mahkum ailelerinin korkuları ve niye bu kadar şiddetle karşı çıktıkları araştırılmalı.

***

İnsan canı kutsaldır; yaşam başlıbaşına bir değerdir: Hem de herkesin yaşamı.

Geçmişte; ölümü kutsayan ve gelip geçici kavramları insan canından daha çok önemseyen anlayışlar bu ülkeyi kana boyamıştı.

Şimdi ne yazık ki yine bu noktaya sürükleniyoruz.

Basında, bu kadar büyük bir kiriz konusunda yeterince haber yok. Köşeler suskun!

Toplum ve hükümet susmuş, ölümü bekliyor.

Milyonlarca insan, üç-beş mankenin ve magandanın aşk maceralarına kilitlenmiş durumda, sadece onları seyrediyor, sadece onları konuşuyor.

Karanlık koğuşlarda adım adım ölüme yaklaşan, bir deri bir kemik kalmış insanlar kimsenin umurunda değil.

Ve her geçen saat, ölüm oruçlarındakileri ölüme, bizleri de utanca daha çok yaklaştırmakta.

Susmayın; hiç olmazsa bir imza verin!

Ölüme değil, yaşama bir imza atın.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır