kapat

05.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Çörtük: Mallarımı üçte bir fiyata satıp kurtuluyorum

Cumartesi sabahı yürüyüşe çıktım. Yürüdüğümde uzun yürüyorum, bir saati doldurmadan ve 6 kilometreyi tamamlamadan da dönmüyorum. Şimdilerde biraz koşmaya da başladım. Aslında koşmanın faydalı olmasından değil, bana moral veriyor.

Nedeni basit; sigarayı bıraktım biliyorsunuz. 5 ayı da geçti. 5 ay önce hızlı yürürken bile nefesim kesilirdi, soluk soluğa kalırdım. Bazen caddeyi karşıdan karşıya geçerken hafif koşardım, patlayacak gibi sıkışırdı göğsüm.

Şimdi 200 metre 300 metre tempolu koşuyorum da ancak nefesim sıkışıyor. Bunun nasıl mutluluk olduğunu anlatamam. Demek ki 5 ay sonra bir kilometre hiç durmadan tempolu koşabileceğim. Moral bu işte.

Tanıdık sima
Yürürken baktım karşıdan kalabalık bir grup geliyor. En önde yürüyenin elinde de bir köpek. Köpek Çov-çov cinsi. Hemen dikkatimi çekti, çünkü bizdeki meşhur köpek de o cins. Hani iki yıl önce bütün mahalleyi birbirine katan köpek.

Kalabalık yaklaşınca baktım ki aralarında tanıdık bir sima. Kamuran Çörtük. Ailesiyle birlikte yürüyüşe çıkmış. Tabii selamlaştık, sonra da ayak üstü durup biraz sohbet ettik.

"Romanya'da son durum nedir?" diye sordum. "Mallarımı üçte bir fiyatına satıp, kurtuluyorum" dedi. "Yani orada sorun kalmadı mı?" diye üsteleyince "Hayır artık kalmayacak, orası tamamen bitiyor. Şimdi Türkiye'deki işlerime bakacağım" karşılığını verdi.

Televizyon sürecek
Tabii gazeteciyim ya, öteki işlere pek aklım ermez, ama Kamuran Çörtük'ün televizyonu var. Aklıma önce orası ve orada çalışan meslektaşlarım geldi tabii.

Çörtük "Televizyon (BRT) çok iyi, pekçok kişi almak için aradı, ama ben satmıyorum, satmayacağım. Çünkü iyi bir izleyici grubu var. Araştırmalara göre A ve B grubu çok izliyor. Bu da prestij sağlıyor" dedi. Çörtük sonra da gülümsedi ve "İstanbul çok tuhaf bir yer, bizim gibi dışardan geleni hemen kabul etmek istemiyor" diye ekledi. Ben de "O zaman geri mi döneceksiniz?" diye sordum. "Hayır" dedi ve ekledi "Bir iki pürüzüm daha kaldı. Ondan sonra rahatım. Asıl mücadele ve iş hayatı şimdi başlıyor benim için."

Karşılıklı "iyi ve hayırlı günler" diledik birbirimize ve yolumuza devam ettik.

Tek noktaya takılmak
Polisin vatandaşa insan gibi davranması gerektiğini, canı istediğinde yol kesip ama alkol ama kimlik denetimi yapmaya hakkı olmadığını, lokantada, kahvede otururken 30/40 kişiyle içeri dalıp insanları taciz edemeyeceğini, gece yarıları otel kayıtlarındaki isimlerinden bakıp gözaltına alamayacağını ısrarla savundum bugüne kadar. Çünkü bütün bunlar Türkiye'nin bir polis devletine doğru gidişinin göstergeleri...

İçişleri Bakanı Tantan da sonunda bu ilkel uygulamalara son verdi. Ancak basında olayın tek cephesi tartışılıyor ve "alkol denetimleri yapılmayacak, şimdi birçok sarhoş yollara dökülüp insan öldürecek, bunun sorumlusu kim olacak?" diye yazılıyor.

Birincisi, trafik kazalarının ne kadarı "alkol yüzünden" önce ona bakmak gerek. İkincisi "alkol denetimleri" ne kadar caydırıcı? "Eyvah sarhoşlar şimdi rahat araba kullanacak" diye feryat edip, polis devleti gibi bir ülkede yaşamak isteyenlere söyleyecek sözüm yok.

Polis devleti olmayan devletlerde insanlar yasalara daha saygılı.

* Ulaştırma Bakanı Telekom ihalesine neden karşı çıktı?

* Bakan "peşkeş çekilecek" derken neyi kastediyor?

* Telekom satılırsa başına yabancı biri mi gelecek?

* Telekom ihalesine hangi yabancı şirketler giriyor?

* Türkiye'den bu ihaleye giren yok mu?

* Önce bir yabancı gelip alacak sonra Türkler mi ortak olacak?

* Yabancılar göstermelik mi gelecek?

* Önce yabancı genel müdür konacak sonra Türk mü olacak?

* Telekom 5 yıl önce satılsaydı kaç para ederdi?

* Telekomun o zaman satışını kim engelledi?

Aile fotoğrafı dönemi bitiyor
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "aile fotoğrafı" çok eleştirildi, üzerinde çok yazıldı çizildi. O fotoğrafta yer alanların tümünün başı dertte. Üstelik hiç de hoş olmayan nedenlerle dertte.

Kayınbirader Ali Şener herhalde şu sıralarda rahat uyumuyordur. Sadece arsa yolsuzluğu yüzünden bile çok sıkıntı çekebilir.

Fotoğraftaki diğer üye Cavit Çağlar şu anda yurtdışında. Belli ki Türkiye'ye dönüp dönmemekte tereddüt geçiriyor. Çünkü döndüğü an hemen ifadesi alınacak üstelik bir kaç ayrı konuda. Hatta tutuklanması bile gündeme gelebilir.

Kamuran Çörtük ise Türkiye'den çok yurtdışında sıkıntıya girdi. Romanya'da batan bankası ve Romen halkının parası yüzünden Türkiye Cumhuriyeti'nin de zararı oldu.

Şimdi, o fotoğraf aslında bir simge, bir sembol. Türkiye'de pekçok iş hep bu yöntemle götürüldü.

Türkiye'de büyük para sahipleri, holdingler, zenginler ve herkes hep devletle iş yapar, devletten geçinirler. Çünkü en büyük kaynak devlettir.

Müteahhitlerin kaynağı devlettir. Başka kim yaptıracak milyar dolarlık otoyolları, köprüleri, barajları.

Bankacıların kaynağı devlettir. Devlet kağıtları ve iç borçlanma bonoları olmasa bankaların da hali harap olabilir.

Büyük ticaret yapanların da kaynağı devlet. En büyük mal alımını devlet yapıyor.

Sıradan vatandaşın da kaynağı devlet. Çünkü en çok adamı devlet çalıştırıyor. İki milyonun üzerinde kişiye işçi ve memur sıfatıyla maaş ödüyor.

Herkesin kaynağı devlet olurken, bir de aradan çıkan bazıları devlet içinde devlet gibi olanlarla çok sıkı işbirliğine giriyor ve herkesten avantajlı duruma geçiyor. Hem dokunulmazlık kazanıyorlar bir anlamda hem de işlerini tıkır tıkır yürütüyorlar.

Kamuran Çörtük de, Cavit Çağlar da "aile fotoğrafı" eleştirilerine çok öfkeleniyorlar belki ama, bunu inkar edecek güçleri de yok ki.

Örneğin, Milliyet'te Meral Tamer'in köşesinde Çörtük'le ilgili gazete küpürleri yayınlanıyor birkaç gündür. O zaman görüyor insan verilen destekleri. Demirel Romanya'ya sayısız kere günübirlik "iş ziyareti" yaptı. Çok belli ki bu "iş ziyareti" toplantılarında Çörtük'ün Romanya'daki bankası için Romen yetkililerle konuşulmuş.

Aynı şekilde Pakistan'a da "iş ziyaretleri" yapıldı. Bütün bunlar için de devlet kasasından paralar harcadı Demirel. Yani verdiyse o verdi.

İşte, bu düzen artık değişiyor giderek. Demirel, bana göre bu zihniyetin son temsilcisiydi. Çörtük de, Çağlar da, Ali Şener de ve elbette başkaları da, "hem devletten geçinme, hem de devlet içindeki devletlerle işbirliği yapma" döneminin bittiğini görecek, anlayacak.

Çörtük "Sattım kurtuldum" diyor. Demek ki bundan sonra kendi gücüyle, kendi malvarlığı ve servetiyle, kendi aklı ve becerisiyle ayakta duracak.

Bunu başaranlar alkışlanacak, başaramayanlar zaten kimsenin hafızasında bile kalmayacak.

* Yüksek sesli ezan yüzünden dört yaşındaki oğlum korku krizleri geçiriyor. Bu konuyu tekrar yazar mısınız?

* Aleviler neden Baykal'a tokat atsınlar ki. Baykal bizim kardeşimiz, CHP ise Alevilere çok saygı gösteren parti. Hedef şaşırtmayın.

* Baykal bu soygunları görüp hükümeti yıkmıştı. O zaman Baykal'a ve CHP'ye saldırıp oy vermeyenler şimdi dizlerini dövüyor.

* Cep telefonlarını susturan sistem yanılmıyorsam, Paşakapısı cezaevinde kullanılıyor.

* Okullarda özürsüz 10 gün özürlü 20 gün devamsızlık hakkı var. Ama okullar çok sıkıcı, özürsüz devamsızlığı 20 güne çıkarmalarını yazar mısınız?

* Tasarrufu Teşvik Fonu'nu köşenizde işlemenizi canı gönülden destekleyeceğimizi bildiririz.

* Gölcüklü'yüm. Depremden sonra okuduğum üniversite harcını yatırmadım, çünkü bunu bize yardım olarak yaptılar. Ama şimdi tekrar önümüze çıktı harçlar. Bu doğru birşey mi?

* BMW'den 2000 Model 320 CI araba aldım. Streptonik vitesli olmasına rağmen araç hareket halindeyken stop ediyor. Arabamı ne tamir edebiliyorlar ne de değiştiriyorlar.

* "Alkollüyken kaza yapan cinayetten yargılansın" yazınıza yürekten katılıyorum. Amerika'da yaşıyorum ve burada böyle yapılıyor.

* Türkiye Güzeli Yüksel Ak, eğer yanındaki Özcan Sandıkçıoğlu'nun yetersiz İngilizcesi olmasaydı, soruları yanlış tercüme etmeseydi belki de birinci olacaktı.

* Yazılarınızı seviyorum ama, sık sık Fenerbahçe hayranlığı ile yazdıklarınız canımı sıkıyor.

* Devlet Memuru Sınavlarında 85 puanım olmasına rağmen hiçbir yere yerleştirilmedim, ama MHP'liler düşük puana rağmen yer buldular.

* Yazdığınız bir fıkrada Allah kuluna "oğlum" diye hitap ediyor. Bu yanlış; Allah'ın oğlu ya da kızı olamaz, bunu düzeltin.

* Kitaplar çok pahalı. Korsan kitap da kesinlikle almıyorum. Aldığım kitabın bende kalmasını istiyorum. Bu konuda yazı yazınız.

* atv'de Pokemon çizgi filmi yayınlanıyor, üstelik tam çocukların oyun saatinde. Bu çizgi film çok olumsuz, kaldırılmasını istiyoruz.

* Her konuda yazıyorsunuz, Ahmet Kaya'nın ölümünden söz etmediniz, yoksa emir mi aldınız? Tarafsız olmanızı beklerdik.

* Şu rüşvet yiyen polisler teşkilattan ayıklanamaz mı? Her gece televizyonda görüyoruz da.

* Tantan'ın genelgesi vardı ama Bodrum'da yine yol kesip arama yapıyorlar. Yoksa biz genelgeyi yanlış mı anlıyoruz?

* Galatasaray'lıyım, Hagi'nin kırmızı kart görmesi gerekirdi, ama Fenerbahçe'den atılması gerekenlere hiç değinmiyorsunuz.

* Kürtçe TV demek Kürtler'i azınlık kabul etmektir. Lozan'da azınlıklar belirlenmiştir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır