kapat

08.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Sızıntı bizden değil

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'le konuştum. İstifa etmeyeceğini tekrarladı. İçişlerinden gelen gizli uyarının gereğinin yapıldığını, ancak savcıların Ergin kardeşlerin başka bir cezaevine nakledilmelerine gerek olmadığına karar verdiğini söyledi

* İsyanın bitmesinden mutluyum dediniz?

- Hayır o söz bana ait değil.

* Basın toplantısında söylemediniz mi?

- Bir soru üzerine Uşak Valisi'nin sözlerini tekrarladım.

* O sözler doğru muydu?

Buradan bakmayın, o olayın sıcaklığı içinde söylenmiş bir söz.

* Devletin valisi dikkat etmeli değil mi?

- Filistinli komandolar Mısır elçiliğini basmıştı hatırlarsanız.

* Evet, Ankara'da.

- O olay bittiğinde İçişleri Bakanı Filistinli teröristi öpmüştü?

* Bunu niye söylediniz?

- Herhalde sevgisinden öpmedi, ama olay kanlı bitmedi, herkes nefes aldı, o anın psikolojisi içinde oldu.

* Yani?

- Bu tür şeyler olabilir.

* İstifa etmem diyorsunuz?

- Evet bunu gerektiren bir durum yok.

* Cezaevlerinde bunca isyandan sonra da mı?

- Her isyandan sonra Adalet Bakanı istifa etse, bakan kalmaz.

* Ama bu sefer farklı değil mi?

- Hayır farkı yok, ayrıca burada kollektif sorumluluk da var.

* Nasıl kollektif sorumluluk?

- Herşeyden Adalet Bakanlığı sorumlu değil ki.

* Başka kim sorumlu?

- Jandarma güvenliği sağlıyor. O bana bağlı değil.

* İçişleri Bakanı sizi Nuri Ergin için uyarmış?

- Evet, gizli bir yazıydı o.

* Siz yazının gereğini yerine getirmediniz?

- Kim söylüyor bunu?

* Bilemiyorum, ama siz belgeyi ortaya çıkarana öfkelendiniz?

- Evet, devletin bazı gizli kalması gereken konuları vardır.

* Bu gizli miydi?

- Öyle ya da değil, ama üzerine gizli notu düşülmüş, riayet edilmeli.

* Peki inceleme niçin yapılmadı?

- Müfettişler hem Ankara'da hem Uşak'ta soruşturma yaptı.

* Sonuç ne oldu?

- Savcılar önemli görmediler, nakil için de gereksiz dediler.

* Neden biliyor musunuz?

- Bir kere F tipi cezaevleri bitiyor, bu kişiler oraya gidecek.

* Gizli yazının sızdığını öğrenince ne yaptınız?

- Çok üzüldüm tabii, devlet adına üzüldüm.

* Tantan'ı aradınız mı?

- Elbette aradım, hemen aradım, üzüntümü söyledim.

* Ne söyledi?

- Bir kere bu ilk kez olmuyor.

* Daha önce de oldu mu?

- Oldu, mesela Çakıcı için oldu.

* Tantan ne dedi?

- Hocam bizden olması mümkün değil, sizin bakanlıktan sızmıştır dedi.

* Doğru olabilir mi?

- Bana pek öyle gelmiyor.

* Nereden anlıyorsunuz?

- Ben üzerine sevk numaraları yazmıştım, bizden sızan belgenin görünümü öyle olmaz.

* Nuri Ergin ve kardeşi şimdi ne durumda?

- Çok mutlu değillermiş.

* Neden ikisi biraraya konmuştu?

- O zaman öyle yapmışlar. Ama biraraya gelince güç oluşturuyorlar.

* Bu bilinmiyor muydu?

- Tabii de, zaten F tipine geçince ayrılacaklardı.

* Nuri Ergin'in koğuşu nasıl o kadar dayalı döşeli?

- Mahkumlar istedikleri eşyaları getirebiliyor.

* Bir kısıtlama yok mu?

- Hayır, telefon olmaz.

* Ama bu kadar lüks görünüm de iyi değil.

- O artık kendi zevkleri, ama bizim yapabileceğimiz bir şey yok.

* F tipinde olacak mı?

- Orada da olacak.

* Neler getirebilecekler?

- Televizyon, buzdolabı, lamba, halı getirebilirler.

* İstifayı hâlâ düşünmüyor musuz?

- Hayır dedim size, gerekmiyor ki.

* Başka ülkelerde olsa ama?

- Oradalara da bakın, cezaevleri bütün dünyada sorun. Biz de öyle.

* Bütün basın bunu yazıyor?

- Evet siz de yazdınız. İstifa etsem de kaçtı gitti dersiniz.

* Demeyiz.

- Ben bu makama yapışmış değilim.

* Çok skandal oldu?

- Onu da siz söylüyorsunuz, ne oldu burada, partizanca atamalar mı, başka şeyler mi? Gerektiğinde istifa da edilir, bunu yapmayacak kişi değilim. Ben daha önce bilim adamı olarak kendimi kanıtlamış biriyim.

Bankadan para alırken dikkat edin
Aslında zaman zaman yapılan bir uygulama ama galiba son dönemde biraz daha arttı. Çünkü en azından biri benim başıma geldi, biri de bir tanıdığımın.

Konu şu; bankadan para alıyorsunuz. Diyelim ki 500 milyon lira. Hepsi 5 milyonluk bir deste. Sayılmış ve paketlenmiş. Doğal olarak doğru kabul ediyorsunuz. İşte ben de öyle yaptım. Ancak birinde bankadan çıkarken desteyi bozup içinden para aldım, alırken de arada birkaç tane 500 bin lira olduğunu gördüm.

Anında veznedara durumu söyledim, itiraz etti ama, sonunda desteyi alıp doğru olanını verdi.

Önceki gün ise tam kazığı yedim. Çünkü bu kez desteyi bozmadan aldım, eve geldiğimde içinden 4 tane 500 bin lira çıktı. Hemen bankaya haber verdim. Bu kez yapılacak birşey yoktu ama, hiç olmazsa yetkililer bilsin istedim.

Bu konuda sizleri de uyarmak istiyorum, vezneden desteli para alırsanız, çekinmeyin ve veznedardan sizin önünüzde saymasını isteyin. Bununla da yetinmeyin mutlaka desteyi karıştırıp içine bakın. Çünkü parayı alıp vezneye arkanızı döndüğünüz an hakkınız yanacaktır. O paraları sizin koyup koymadığınızı kimseye inandıramazsınız. Tabii bunu muhasebeciler, şirket temsilcileri, mutemetler yapıyor. Parayı olduğu gibi alanlar bizim gibi sade vatandaşlar. Biraz da çekiniyoruz galiba, şunu bir daha say demeye. Sanki karşımızdakine hırsız muamelesi yapıyoruz gibi geliyor. Oysa işte hata olabileceği gibi kasıtlı da olmuş olabilir.

O, Bab-ı Ali'nin amirali bizlerin de hocası...

Necati Zincirkıran ağabeyimize önceki gece basın mesleğinde 50'nci yılını doldurduğu için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde yapılan bir törenle "Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü" verildi. 50 yıl muhabirlik, Ankara Temsilciliği, Hürriyet ve Günaydın gibi iki büyük gazetenin genel yayın müdürlüğü görevini yürütmek elbette kolay bir iş değil.

Zincirkıran'ın bir özelliği de aralarında benim de bulunduğum yüzlerce gazeteciye hocalık yapmasıdır. Bugün pek çok gazetede onun yetiştirdiği gazeteciler genel yayın müdürlüğü, yazı işleri müdürlüğü, haber müdürlüğü ve yazarlık yapıyor.

On yıldan beri Sabah'ta bizimle birlikte. Görevi ise bizlere ağabeylik yapmak.

Bu birikimli ağabeyimizin tecrübesinden zaman zaman yararlanıyoruz. O, gazeteye her gelişinde hepimizi dolaşır, motive eder, konular verir, aydınlatır ve gider. Bizim kenidisinden istediğimiz konuları ele alır inceler ve yazar.

71 yaşındaki Necati Zircirkıran kendisine verilen ödül nedeniyle yaptığı konuşmada, "Bugün belki de hayatımın en mutlu ve onurlu günlerinden birini yaşıyorum" diye söze başladı ve şunları söyledi:

"Gazetecilik mesleğinde bir kaza kurşununa hedef olmadan bugünlere geldik. Aslında birlikte gazeteciliğe başladığımız sevgili arkadaşım Abdi İpekçi'yi öldürenlerin listesinde benim de adım vardı. Belki de tesadüfen yaşıyoruz. Bu nedenle 50'nci yıllarını doldurmadan şehit olan gazeteci arkadaşlarımı şimdi burada anıyor ve onlara Tanrı'dan rahmet diliyorum."

İyi bir denizci olan Necati Zincirkıran'a çok kimse Bab-ı Ali'nin Amirali" der. Gazetecilik dışında eğitimi denizciliktir ve uzak yol kaptanıdır. "Sultan" isimli yelkenlisiyle bütün yaz Ege ve Akdeniz'de dolaşır durur. Geçtiğimiz yaz Uluslararası Ege Yat Rallisi'nin Komodorluğu'nu yaptı. 100'e yakın tekneyi Yunanistan'a, Sisam, Sakız ve Midilli adalarına götürdü.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır