kapat

14.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Yunanlı albaylar bile başaramamıştı!..

Ya birileri Sadettin Tantan'ı yanlış dolduruyorlar.. Ya Sadettin Tantan'ın emirleri yanlış anlaşılıyor..

Tantan, bu ülkede en güvendiğim ve en sevdiğim politikacılardan biridir.. Birincisidir. Onunla ölüme giderim.. Sevgi ve güvenin ölçüsü bu!..

İçişleri Bakanlığı'na geldiğinde onun adına üzüldüm..

İlk bakanlık deneyiminde onu bu ülkenin en çetrefilli bakanlığına getiren Mesut Yılmaz'ın niyetinin "Harcamak" olduğu o kadar açıktı ki..

Yılmaz'ın Tantan'ı İstanbul Belediye Başkanı adaylığına niçin seçmediğini biliyordum çünkü..

Kendi adıma sevindim..

Bu ülkenin en mert, en korkusuz, en doğru adamı İçişleri Bakanı olunca, özellikle poliste eğri giden pek şey düzelecekti..

Düzelmeye başladı da..

Sonra birden Türkiye'de sanki eğlenmeyi ayıplayan ve yasaklayan bir uygulama başladı..

İnanın neyin istendiğini şu ana kadar anlamış değilim..

Tantan polise verdiği emrin bir kopyasını da medyaya yollarsa, o zaman anlamış olacağız..

Şimdi tam bir kaos var.. Çünkü her kafadan bir ses çıkıyor, her yerden başka uygulama haberleri geliyor..

Eğer hafta araları 24.00, hafta sonları 01.00'den sonra, müziğin kapı önünden duyulmaması isteniyorsa, Tantan'ı yanaklarından öperim..

Eğlence herkesin hakkıdır, ama başkalarını rahatsız etmeden..

Yok eğer, bu 24.00 ve 01.00, eğlence yerlerinin Tantan tarafından ilan edilmiş, turistik belgeleri de hiçe sayan "Kapanma" saati ise, o zaman bilinmeli ki, bu işi Yunanlı Albaylar bile başaramadı..

İhtilalden sonra başa gelen ve sonra çoğu idama mahkum olan albaylar, bir sürü demokratik hakkı ortadan kaldırdılar. Halk uydu.. İki tanesi hariç.. Nerdeyse isyana sebep olan ve bu yüzden albayların tarafından geri alınmak zorunda kalınan iki karar neydi biliyor musunuz?.

Siestanın (yani, devlet daireleri dahil öğleden sonra kepenk kapatma) yasaklanması.. Eğlence yerlerinin gece 24.00 de ışık söndürmeleri.. Öğleden sonra uyuyup, sabaha kadar eğlenmeye alışmış Yunan halkına albayların dahi gücü yetmedi.

Şimdi Türkiye gibi konumu itibariyle önce dünyanın en büyük eğlence merkezlerinden birinde, karartma kararı alınır mı?..

Boğaz'da, Bodrum'da, Çeşmede'de, Antalya'da 24.00 de dükkan kapanır mı?..

Eğlenceyi geç.. Bu kararla zaten işsizliğin son haddindeki Türkiye'de kaç yüzbin kişi daha işsiz kalır, düşünüldü mü?..

Sevgili Tantan, artık polis müdürü değil.. İçişleri Bakanı.. İkisi arasındaki farkı herhalde biliyordur.

Eğer, barların, gece klüplerinin, diskoların denetlenmesi, 18 yaşından küçüklerin girmelerinin önlenmesi, buralara tabanca başta silah sokulmaması, böyle yerlerde, son zamanlarda tehlikeli ölçüde yayılmaya başlayan başta kokain, uyuşturucuların satılmasına engel olunması hedefleniyorsa, Tantan'ın heykelinin dikilmesini öneririm.

Ama bakın.. Önce işin adını doğru koyalım..

Denetleme..

Baskın değil..

Yasal yerler denetlenir. Yasadışı yerler basılır..

Disko, eroin imalathanesi, terör örgüt evi, fuhuş yuvası değil ki basasın.. Orayı etrafı en az rahatsız edecek şekilde, ama devamlı denetlersin ki, insanlar rahat rahat eğlensinler.. Çocuklarını böyle yerlere korkusuz göndersinler.

Baskın diyince adına polis de baskın havasına giriyor..

Bodrum'da birisi "Gürültü var" diye telefon edince polis disko basıyor..

Pes..

"Hemşerim Bodrum, 24 saat yaşayan dünya çapında bir eğlence merkezi.. Buraya gelen bunu bilerek geliyor. Niyetin sessiz sedasız uyumaksa burda ne işin var?" diye sormuyor da.. Hür yaa.. Baskın..

Bu ülkede turizmi çökertmek için dış düşmanların yaptığı yetmedi.. Şimdi bir de "Vur" deyince "Öldür" anlayan kendi polisimiz..

Bir şey daha..

Turist deyince, sadece elin gavurunu anlamasın kimse.. Bu ülkenin insanı da turisttir ayni zamanda..

Tekrar ediyorum..

Bu ülkede hiç kimse, Tantan'ın ne emir verdiğini doğru dürüst bilmiyor..

Sevgili dostum biz medyayı en geniş şekilde aydınlatırsa, biz de kimi ve neyi eleştireceğimizi daha doğru biliriz.

Belediye mi?..

Tam sekiz ay önce kazmışlar, Koşuyolu Muhittin Üstündağ Caddesi'ni.. Ve tam sekiz aydır kapatıp düzeltmemişler..

Esnaf kan ağlıyor.. Siftah yapmadan dükkan kapatanlar varmış..

Millet cambaz değil ki, atlaya, zıplaya gelsin..

Baş vurmadıkları yer kalmamış..

Hiç sonuç yok..

Sonunda beni aramaya karar vermişler, dertlerini dökmek için..

"Hıncal Bey, siz köşenizde yazarsanız, belki utanan çıkar" dediler..

"Vallahi bunlarda utanma olsa, yol sekiz ay zaten böyle kalmazdı" diyeceğim, diyemedim. Son umutları da sönmesin diye.

"Yazarım merak etmeyin" dedim..

Yazdım da şimdi bende merak başladı, acaba işe yarayacak mı diye?..

Selami Bey kardeşim!.. Huuu!...

Görgü!..

Indipendent gazetesinin bir Çağdaş Görgü uzmanı var.. Serena.. Günümüz dünyasının sorunlarına yanıt veriyor, köşesinde haftada bir.. Okumaya bayılıyorum..

Geçen hafta, dünyanın en yaygın görgü sorununa yanıt verdi..

"Sevgili Serena" diyor okuyucusu.. "Otobüste, metroda, tramvayda, yaşlı insanlara kalkıp yer vermek gerektiğini biliyorum. Biliyorum da, 'Yaşlı İnsan' tarifi ne?. Yer veriyorsun, verdiğin kızıyor 'Ben o kadar yaşlı mıyım' diye.. Vermiyorsun, etraftan ayıplıyorlar.. Çözüm ne?.."

Serena'nın yanıtını kırk yıl düşünseniz bulamazsınız..

"Kimin oturması, kimin ayakta durması gerektiğini merak ediyorsanız, basit bir seks testi var. Onu yapın. Ayakta duran insanlara bakın. Eğer içlerinden biri, sizin görüşünüze göre, seks yapmak için fazla yaşlı ise, kalkıp yerinizi ona verin. Etrafı böyle incelediğinizde eğer hiçkimse, size seks için çok yaşlı gelmiyorsa, o zaman oturun oturduğunuz yerde.."

Havaalanı otobüsünde bana yerini işaret eden genç kızdan niçin aniden nefret ettiğimi Serena'yı okuyunca anladım.

Kablolu TV maceraları..

Evime kablolu TV çekilmesi için ne zaman başvurduğumu unuttum.. Ama 500 lira mı neydi başvuru ücreti o zaman.. Anlayın ne kadar eski..

Hem de İstanbul'da hala gelmiş değil.. Galiba bir vasiyet yazıp, "Kablolu TV'mi Çağdaş Yaşam Derneği'ne çekin" falan desem iyi olacak..

Bunca yıl, bir açıklama yapma zahmetine dahi katlanmadılar.. "Sizin bulunduğunuz yere kablolu TV şu zamanda gelecek" diye..

Neden?..

Bunlar vatandaşa "Koyun" diye bakıyorlar da ondan..

Telekom'un tüm gelirlerini, kuruşu kuruşuna vatandaş ödüyor..

Parayı bizden alıyorlar.. Ama canlarının istediğini yapıyorlar..

Canlarının istediği bölgelere gidiyorlar bir..

Gittikleri yere de canlarının istediği yayını, canlarının istediği gibi veriyorlar, iki..

Kablolu yayına, falanca değil, filanca TV'yi alma hakkı tamamen Telekom'da olunca.. Vatandaşa hiçbir şey sorma gereği duyulmayınca.. Onun istedikleri dikkate alınmayınca..

Bu TV yayınlarında nasıl milyonlarca dolarlar dönüyor bir bilseniz.. Bir yayına girmek, ya da girmemek, bu TV'lerin blançolarına nasıl yansıyor haberiniz olsa..

Bu ülkede "Bal tutan parmağını yalar" demişler..

"Elin ağzı torba değil, büzesin" demişler..

"Şuyuu vukuundan beterdir" demişler..

O zaman adama sormazlar mı?..

Hiç kimsenin izlemediği Euronews'un Kablolu TV'de ne işi var?..

Romanya bile Eurosport'u Romence yayınlarken, sen niye hala pintilik ediyor, Türkçe yayına geçmiyorsun?.. Olimpiyat yapma heveslerindeki Türkiye'de olimpik sporlardan yayın yapan tek kanal, TRT de dahil, Eurosport değil mi?..

Bir televizyon okulu National Geographic.. Dünyanın en güzel belgesel kanalı..

Telekom'a binlerce faks yağıyor.. Nerden biliyorum.. Bir kopyası da bana geliyor bu faksların..

Telekom bir yığın kimsenin anlamayacağı teknik terimi sıraladıktan sonra yanıt veriyor:

"National Geographic kanalınının bugün için iletilmesi mümkün bulunmamaktadır."

Hadi canım sen de..

Kimsenin izlemediği bu Euronews'u atıp yerine National Geographic'i koymak için iki düğmeye basmak yeterli..

Kimi kandırıyor Telekom!..

Dedik ya.. Vatandaş koyun.. Önüne ne konursa yiyor.. O zaman, Telekomcular da, canlarının istediğini seçip yayına veriyorlar..

Canlarının istemesi nasıl sağlanıyor, orası ayrı!..

Bakın mesele şu..

Bütün kablolu TV abonelerine, izleme şansına sahip oldukları kanallar ve bunların fiatları bildirilir.. Bu kanalların temsilcilerine, bildikleri gibi kendilerini tanıtma fırsatı verilir.. Ondan sonra vatandaşa sorulur:

"Hangisini istiyorsun?.."

Böylesi işlerine gelmez değil mi?..

Ulaştırma Bakanı, şu kablolu TV işine yakından bir bakmalı..

Ama çok yakından!..

TEBESSÜM
Erkek:

- Orgazm olduğunu asla hissedemiyorum.

Kadın:

- Evde olmuyorsun ki!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Bu gezegende korkmamız gereken tek yaratık, insandır.

BİZİM DUVAR
Tele kulak kasetleri peşi sıra geliyor. Yakında "Best of..." da çıkarır bunlar

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır