Soğan doğrarken aklıma gelenler: Soğan hem kokar hem kokutur. Ayrıca ağlatır da. Çok kokuştuksa içinde kaynadığımız kazan yüzünden. Atasözüdür, "bir baş soğan bir kazanı kokutur".
Bir baş soğan, yozlaşmış siyasi zümreyi temsil ederse, onların bozulmuş ahlaki değerlerinin kokusu hepimizin üzerine siner.
Demokrasiler hiçbir ülkede siyasal ahlakın bozulmasına karşı kendiliğinden korunmalı değil. Modernleştikçe de yozlaşmanın türleri çeşitleniyor. Lobicilik, rant kollama, monopol kollama, tarife kollama, lisans kollama, kota kollama, gönül yapma (siyasal iktidarın sırf kendisini destekledi diye özel kişi ve kurumlara mali yardımlar vermesi), kamu sırlarını sızdırma ve vurgunculuk gibi türler ekleniyor modern demokrasilerin gelişmiş yolsuzluk sözlüğüne.
Günümüzün yolsuzluk lugatçesini Arı Düşünce ve Toplumsal Gelişim Derneği'nin Siyasal Ahlak konulu çalışmasında buldum. Prof. Coşkan Can Aktan'ın hazırladığı bu araştırmayı konuyla ilgilenen varsa tavsiye ederim, özellikle de ellerinde bu ahlaksız düzeni değiştirme imkanı olduğuna inandığımız idealist milletvekillerimize. Özel çıkarları milletin çıkarının önüne geçiren siyasal yozlaşma, modernleşme ile birlikte gelişiyor, çünkü hızlı değişim geçirilirken kaybolan bir değerin yerine yenisinin konması vakit alıyor. Sürekli yenilenen kanun ve yönetmelikler, denetim yapılarında boşluklar yaratıyor ve bunlar yozlaşmaya eğilimli olanların iştahını kabartıyor.
Devletin ekonomide gereğinden fazla yer işgal etmesi yozlaşmacıların elindeki büyük fırsat. Kaynak kullanımındaki adaletsizliğin, kamu harcamalarındaki artışın ve bunun vergi yükümüze yansımasının sebebinin siyasal yozlaşma olduğunu biliyoruz. Devletten ekonomik transfer yaratmaya çalışan çıkar gruplarını, bizim cebimizden çalınıp birkaç kişinin cebine konan muafiyet, yatırım indirimi, vergi teşviklerini sineye çekiyoruz. Ve hiçbir şey değişmiyorsa, güvendiğimiz dağlara kar yağıyorsa... Kazan fena halde kokuyorsa, ağlıyorsak, bir baş soğanı nasıl adam edeceğiz? Belki de Siyasal Ahlak kitapçığındaki şu önerileri destekleyerek:
Meclis bir Devlet Ahlakı Yasası çıkarmalı, Siyasal Yozlaşmaları Denetleme Kurumu oluşmalı, tüm kamu görevlilerine mal bildirimi zorunluluğu getirilmeli, üst düzey kamu görevlilerinin gelir ve mamelekeleri Kayyum'a bırakılmalı, ihale ve teşvik sistemleri yeniden düzenlenmeli, vb... Geçen yasama döneminde DTP tarafından hazırlanıp kadük olan Kamu Yönetiminde Ahlak Davranışları yasa önerisi vardı. Tam sırasıdır: Millet bu Meclis'ten de benzer bir yasa bekliyor. Bu ülke baştan kokmasın. İdealist milletvekilleri haydi gösterin kendinizi, yoksa soğan doğrarken boşuna mı ağlıyoruz?