CUMA 16 NİSAN 1999
Polis, İstanbul'un Topkapı semtinde bulunan bir matbaada sahte "seçim sonuç tutanağı" basıldığını ortaya çıkardı.
Ve bu sahtekârlığın altından "din, iman, ahlâk, insan hakları, demokrasi" ticareti yapan bir partinin adamları çıktı.
İhbar ÖDP İstanbul İl Başkanlığı'na yapıldı.
İl Sekreteri Avukat Cemal Polat durumu Zeytinburnu C. Savcılığı'na bildirirken sahte tutanakların basıldığı matbaayı da gözlemeye başladı.
Camlarında Fazilet Partisi Kartal Belediye Başkan adayı Mehmet Sekmen'e ait afişlerin yapışık olduğu 34 AC 7850 plakalı bir minibüs, kolileri yükleyip gitti.
Az sonra polisin bastığı matbaada filmler, kalıplar ve sahte tutanaklar ele geçirildi.
Matbaacı 20 bin tutanak bastıklarını söyledi ama sayı, minibüsten çıkanlarla birlikte 78 bin adedi buldu.
Fazilet yöneticileri, olayı, geçen seçimde görülen tutanak sıkıntısının tekrarını önlemeye dönük iyi niyetli bir hazırlık (!) diye geçiştirmeye çalışıyor.
Çok hayırsever insanlar ya!.
Bu kazığı yemiştik..
Ne yapılacaktı bu tutanaklar?
Daha önceki seçimde yapılan tekrarlanacaktı.
İstanbul'daki 1994 belediye seçiminde bütün anketler CHP adayı Livaneli'nin kazanacağını gösteriyordu.
Ama Refah adayı Erdoğan kazandı.
Bir kaç gün sonra binlerce oy, yüzlerce seçim sonuç tutanağı çöplükte bulundu.
Ama atı alan Üsküdar'ı geçti.
Bu sahtekârlık, oyları birer ikişer değil, sandıklar dolusu çalmak amacıyla hazırlık yapıldığı anlamına geliyor.
Seçmen sabahın ilk ışıklarından akşama kadar oyunu kullanıyor, bunlar sayılıp tutanağa geçiriliyor, sonra milli irade hırsızları kendilerine göre bir tutanak düzenleyip bunu İl Seçim Kurulu'na teslim ediyor, oyları ve gerçek tutanakları da imha ediyor..
Evet, öteki partilerin gözlemcileri uyanık olsaydı da bu hırsızlığa meydan vermeseydi. Asıl suçlu, milletin oyunu namusu gibi korumasını bilmeyenlerdir..
Doğru ama hırsızın hiç mi suçu yok?
Neyse, bu suçüstü, seçimin şansı oldu..
Allah ayaklarına dolaştırdı. Din, iman ticareti yapanların maskesini düşürdü.
Bu çapta bir suç bireysel olamaz. Ama parti suçu olduğu da kolay kanıtlanamaz.
Bu kadarı bile büyük hayırdır.
Sandıklar dolusu oyu parmak izi bırakmadan çalmak amacıyla planlanan komplonun ortaya çıkarılması iki sonuç verecektir:
1. Seçimin güvenliğinden sorumlu yargı organı daha dikkatli olacaktır..
2. Öteki partilerin sandık görevlileri, tasnif tamamlanıp, oylar seçim sonuç tutağı ile birlikte Seçim Kurulu Başkanlığı'na teslim edildiği ana kadar işlerinin bitmeyeceğini bu sayede öğrenecektir.
Sandık başındaki nöbet görevinin ihmalinden doğabilecek tehlike ortada.
Sandığın namusuna kefil olan görevliler "yoruldum, acıktım, hastam var" diye kaytardıkları anda..
Halka, demokrasiye, vatana ihanet suçu işleyeceklerini bileceklerdir!