kapat

PERŞEMBE 15 NİSAN 1999

AHMET VARDAR (e-posta:avardar@sabah.com.tr )

Tayyip Erdoğan'ı ziyaret ettik...

Biliyorsunuz, İstanbul'un eski Belediye Başkanı Kırklareli Pınarhisar Cezaevinde yatıyor. 4 aylık cezasını çekecek ve salıverilecek...

Recep Tayyip Erdoğan benim doğup, büyüdüğüm mahallede yani Fatih'in Çarşamba semtinde okumuş, uzun süre orada yaşamış, daha sonra Kasımpaşa'lı olmuş. Kendisiyle tanışmamız çok eskiye dayanır. Arkadaşlığımız particilikten değil, futbolculuktan, semt çocuğu yani mahallemizin eski delikanlısı olmasından dolayıdır. Dürüstlüğü, çalışkanlığı ile temayüz etmiş bir genç idi. Daha sonra politikaya atılıp, partisinin adayı olarak İstanbul'un Belediye Başkanı oldu.

İçeri gireceği sırada bizim Şadan Kalkavan'ı aradım (ki o da benim çocukluk, delikanlılık arkadaşım) ve, "Şadan'cığım, Tayyip'e gideceğiniz zaman beni de alın" dedim. Bizim Şadan Kalkavan armatördür. O da Tayyip'i sporculuğundan tanır. İkisinin de Karadenizli olması ortak özellikleridir.

Neyse lafı fazla uzatmayayım, geçenlerde Şadan aradı ve "Yarın gidiyoruz" dedi. TEM otoyolunun Mahmutbey gişelerinde buluştuk, yola koyulduk. Altı-yedi araba vardık. Onu sevenler, tanıyanlar ve arkadaşları olarak başta Şadan Kalkavan, Deniz Ticaret Odası Başkanı Cengiz Kaptanoğlu, eski Fenerli futbolcu Selim Soydan, Nedim, Kasımpaşalı Erdoğan ve daha birçok arkadaş vardık.

Gereken muameleler yapılıp, cezaevine girdiğimizde çalışanlar, tabii beni de, Fenerbahçeli olan arkadaşlarımı da tanıdılar ve yakın ilgi gösterdiler. İnce dar bir koridorda sırayla oturduk. Az sonra da gardiyanlar nezaretinde Tayyip geldi, tek tek hepimizin ellerini sıktı ve "Hoş geldiniz" diyerek, aramıza oturdu. Başladık muhabbete... Tabii bizim muhabbetimiz Fenerbahçe ile başladı Fenerbahçe ile bitti.

İşte bu sırada gözüm oturduğumuz yerin tavanında, köşeye sıkıştırılmış bir kamerayı fark etti ve içimden "Hay Allahım, demek ki hapishane ziyaretleri de artık kamera ile videoya alınıyor" dedim. O anda hiçbir şey olmuyormuş gibi sohbeti devam ettirdik. Belki de benden başka bunu kimse fark etmemişti. Neyse, ziyaretimiz başından sonuna kadar video kasetine alındı ve herhalde ileride lazım olacak diye arşive kondu...

Dönüş yoluna koyulduğumuzda arkadaşlara sordum, "Ziyaret sırasında birşey fark ettiniz mi?..." diye. Hemen hemen hiçbiri farkında değildi. Sonra da Şadan'a, "Gördün mü yaptığını, bizi buralara getirdin, sicilimizi de bozdurdun" diye takıldım. O da bana, "Bizim delikanlılık aleminde arkadaşlık bunu gerektirir" diyerek gülmeye başladı.

Şimdi düşünüyorum da, eğer 8-9 sene sonra bu kasetleri televizyonlarda izlerseniz, hiç şaşırmayın, şimdiden söylemiş olayım. Bizim Tayyip Erdoğan'ı ziyaretimiz 8 Nisan 1999 tarihinde olmuştur. Meraklılara şimdiden duyururum.

Gönül isterdi ki, bütün cezaevlerinde bu tip kontroller olsun ve hepsi de yol geçen hanı olmaktan çıksın...

DÜZELTME: Dünkü yazımın 1. maddesinde "Kazansa da bu partiye kimse oy vermez" sözünde dizgi hatası olmuştur. Doğrusu "Kazansa da bu partiye kimse iktidarı vermez" olacaktır. Özür dileriz.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr