SALI 23 ŞUBAT 1999

PKK çözülüyor

Ecevit'in dağlardaki gençlere 'Teslim ol' çağrısı ve Pişmanlık Genelgesi ses getirdi. 1 haftada çözülen örgütten 68 terörist kaçtı, 12'si teslim oldu

MAHMUT BULUT

PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın, Türkiye'ye getirilmesinin ardından, Başbakan Bülent Ecevit'in dağlardaki gençlere yönelik "Silah bırakın, teslim olun " çağrısı ses getirdi.

Öcalan'ın Türkiye'ye getirildiği yolundaki haberleri dağdaki militanlardan "TC'nin propagandası. İnanmayın" şeklindeki karşı propaganda ile gizlemeye çalışan örgüt yöneticilerinin, bu çabalarında başarılı olamadıkları da ortaya çıktı.

'Bebek Katili'nin Türkiye'ye getirilmesinden sonra, terör örgütünde firar, teslim olma, iç çatışma ve liderlik mücadelesinde hızlı bir tırmanış başladı. Güvenlik birimlerince tesbit edilen, PKK'da 16-21 Şubat günleri arasında yaşanan çözülmenin bilançosu şöyle:

- 16 Şubat'tan sonra 68 terörist örgütten kaçmayı başardı.

- Kaçarken yakalanan 18 terörist örgüt yöneticilerince infaz edildi.

- Kaçarken yakalanacağını anlayan 4 terörist intihar etti.

- Kaçmayı başaranlardan 12'si Türk güvenlik birimlerine teslim oldu.

- Teslim olanlar verdikleri ifadelerde, örgütün tüm çabasına karşın Abdullah Öcalan'ın yakalandığı ve Türkiye lehinde sözler söylediğinin gizlenemediğini, gelişmeleri örgütün enaz yarısının öğrendiğini belirttikleri bildirildi.

- Grup liderleri firarları önlemek için teröristleri su getirmeye bile 6'şar kişilik gruplar halinde göndermeye başladılar.

Üçe bölündüler

Güvenlik güçleri ve istihbarat birimlerinin saptamalarına göre PKK terör örgütü Cemil Bayık, Osman Öcalan ve Abdullah Öcalan'a bağlı gruplar biçiminde üçe bölündü. Bu üç grup arasında son üç günde meydana gelen çatışmalarda 11 terörist öldürüldü, üçü de yaralandı. Bu olaylarla ilgili suçlu bulunan 8 terörist ise, bu tür tartışmaların önünü kesmek için diğerlerinin gözleri önünde infaz edildi.

Cemil Bayık ve Osman Öcalan arasındaki liderlik mücadelesi, örgütteki bölünmeyi de hızlandırdı. Bayık ve Öcalan'ın Med TV'deki konuşmalarında "Lider benim" mesajları vermeleri, örgütteki dağınıklığı ve bölünme sürecini perçinleştirdi.

Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilirken uçakta söylediği "Ben ülkemi severim. Annem de Türk'tü. Türkler'i ve Türk halkını seviyorum. Hizmete hazırım" şeklindeki sözleri de, örgütün sözde merkez komite üyelerince endişe ile karşılandı. PKK yöneticilerinin Öcalan'ın bu tavrını sürdürmesi halinde, yakalanmasından daha büyük zarar vereceği görüşüne vardıkları belirlendi.

Pişmanlık Genelgesi sonuç verdi

Pişmanlık Genelgesi'ne başvurular başladığını açıklayan Ecevit, Demirel'in Yunanistan'a tepkisi için "Kendisinin, terörizm konusundaki duyarlılığı, devletimiz için bir güvencedir" dedi

Başbakan Bülent Ecevit, PKK terör örgütü mensuplarına yönelik "Teslim ol" çağrısını içeren Pişmanlık Genelgesi'nin sonuç vermeye başladığını belirterek "İlk başvuru Batman'dan geldi. Pişmanlık için başvurular başladı. Bir-iki gün içinde daha net bilgiler alınacaktır" dedi.

Ecevit dün son gelişmelere ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Yunanistan'a yönelik sert çıkışını hatırlatan bir gazeteciye şunları söyledi: "Sayın Cumhurbaşkanı'nın sözleriyle ilgili olarak, benim bir yorum yapmam gerekmez. Kendisinin, terörizm konusundaki duyarlılığı, devletimiz için bir güvencedir. Yunanistan'ın, PKK'ya verdiği destek, artık bütün dünyaca bilinir hale gelmiştir. Buna gereken tepkiyi, tabi devlet yönetiminin her düzeyinde göstermemiz doğaldır."

Ecevit, Öcalan konusunda yeni bir gelişme olup olmadığının sorulması üzerine, "Güvenlik önlemleri bildiğiniz gibi, çok etkin bir biçimde alındı. Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuyla yakından ilgileniliyor. Kardiyologlar, başka sağlık görevlileri, İmralı'da bulunuyor. Mudanya'da bekleyen ekip de var. Yeni bir gelişme yok. Her şey yolunda" dedi.

İsrail Kürtler'i uyardı

İsrail Dışişleri Bakanı Ariel Sharon, Kürtler'i dünyanın hiçbir yerinde İsrailli sivil ve diplomatlara saldırmamaları konusunda uyardı.

Halen Amerika'da bulunan Sharon, İsrail'in insanlarını şiddet ve terörizme karşı daima koruyup bunun için gereken her yola baş vuracağını bildirdi. Sharon'ın bu uyarısı önceki gün İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Amira Dotan tarafından açıklandı. Açıklama PKK sempatizanlarının, yabancı ülkelerde günler süren gösterileri sırasında Berlin'deki İsrail Konsolosluğu'na saldırmaları üzerine yapıldı. Olayda koruma görevlilerinin açtığı ateş sonucu saldırganlardan üçü hayatını kaybetmişti.

Sharon, İsrail'in Öcalan'ın Kenya'da saklanmakta olduğunu Ankara'ya bildirerek yakalanması için Türkler'e yardım ettiği yolundaki söylentileri de bir kez daha yalanladı.

İddia PKK adına konuşan bir kadın tarafından ortaya atılmıştı. Bu kadın İsrail'in Apo'nun izlenmesi yolunda Türkiye'ye yardım ettiğini öne sürmüş. Ancak bu iddia İsrail Başbakanı Benjamin Netanhahu ve MOSSAD'ın başkanı Ephraim Halevy tarafından yalanlanmıştı.

Belçika, MED TV'yi kapatabilir

Belçika İçişleri Bakanı Luc Van den Bossche, terör örgütü PKK ve terör örgütünün yayın organı Med-TV'nin, Belçika'da şiddet veya eylem çağrısı yapmaya haklarının olmadığını belirterek, Med-TV'yi son bir kez daha uyardıklarını, bu tür eylem ve şiddet çağrılarına devam ettikleri takdirde, Medya Kanunu hükümlerini uygulayarak, bu televizyon istasyonunu kapatacaklarını kaydetti.Belçika gizli servisi "De Staatsveilıgheid"'in iki gündür Med-TV'nin program ve bültenlerini kaydederek, Türkiye ve Türkler'e karşı yapılan eylem ve şiddet çağrıları hakkında rapor hazırladığı belirtildi. Gizli servisin, önümüzdeki günlerde Med-TV'ye karşı bir soruşturma başlatacağı da öğrenildi. İçişleri Bakanı Van den Bossche, konuyu, Belçika parlamentosunun yanısıra önümüzdeki hafta Salı günü Bonn'da yapılacak Avrupa Birliği içişleri bakanları toplantısında da gündeme getireceklerini söyledi. Belçika Gazeteciler Cemiyeti'nin de, Med-Tv'nin bağımsız yayıncılık yapmadığını bildirdiği kaydedildi. Bossche, PKK'nın Belçika'da yasaklanması ile ilgili olarak ise henüz bir tavır alınmadığını açıkladı.

Teröristi ihbar edene 4 milyon dolar

Amerikan Dışişleri Bakanlığı, tüm dünyayı Internet aracılığıyla terör ve uyuşturucuyla mücadeleye çağırdı. "Libya, İran, Irak, Küba, Sudan, Suriye ve Kuzey Kore terörü ekonomik olarak da destekleyen ülkelerdir" denen tanıtım yazısında, bu ülkelerde medyanın sansür edildiği belirtildi ve "Ancak bu hükümetler Internet'i kontrol altında tutmanın yolunu bulamadılar. Bu yüzden de Diplomatik Güvenlik Bürosu, masumların hayatlarını kurtaracak bilgiler aramaktadır" denildi. Yazıda ayrıca terör ve uyuşturucu trafiğine bulaşmış kişileri ihbar edenlere 4 milyon dolar ödül verileceği de açıkladı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı, Internet sitesinde "Herkesi yardıma çağırıyoruz" derken, uluslararası kuruluşlara da uluşturucu tüccarlarını adalet önüne çıkarmak için yardım çağrısında bulundu. Bu arada ihbarı yapanların isimlerinin çok gizli tutulacağı da belirtildi. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Diplomatik Güvenlik Servisi'nin adresi: homeplate(ed)earthlink.net

Öcalan İmralı'da olduğunu bilmiyor

Kenya'da yakalandıktan sonra Türkiye'ye getirilen ve güvenlik nedeniyle İmralı adasında tutulan bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın, bugüne kadar nerede olduğunu bilmediği öğrenildi. Yakalandığı andan itibaren gözleri bağlanan ve kapalı mekanlar dışında gözbağı açılmayan Öcalan'a, sorgusu tamamlanana kadar İmralı adasında bulunduğu konusunda da bilgi verilmeyecek. Gazete, dergi okumasına ve televizyon seyretmesine izin verilmeyen Öcalan'ın, günde üç kez doktor kontrolünden geçirildiği öğrenildi. Öcalan'ı sorgulamaya devam eden DGM Savcılarının da nerede olduğu konusunda Öcalan'a bilgi vermedikleri belirtildi.

Öcalan hakkında PKK'nın yayın organı MED TV'de yaptığı bir konuşma nedeniyle "idam" cezası istemiyle Ankara 2 nolu DGM'de açılan davaya ise yarın devam edilecek.

Apo'nun parmakları iple bağlanıyor

İmralı'da gözaltında bulunan Abdullah Öcalan'ın özellikle teröristlerin kendilerini öldürmekte kullandıkları "inhibisyon yoluyla ölüm"ü denememesi için el parmaklarının iple bağlandığı öğrenildi. Teröristler arasında "şok ölüm" olarak bilinen yöntemde, kişi iki el baş parmağını kullanarak, gözlerine, testislerine ya da boynunun iki yanına baskı yaparak kalbinin durmasını sağlayabiliyor. Öcalan'ın parmaklarını kullanarak intihar yöntemini denememesi için iki kolunun sürekli aşağıda duracak pozisyonda tutulduğu, parmaklarının iple bağlandığı, gözlerinin de bantla kapatılmasının sebeplerinden birisinin bu olduğu öğrenildi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Süalp Bengidal, bir kişinin dışardan bu yöntemle öldürülebileceği gibi, intihar yöntemi olarak da seçilebileceğini, vücutta herhangi bir yaralanma, darbe oluşmadığı için ölüm nedeninin anlaşılamadığını belirtti.

İran'a da gitmiş

İsrail'de çıkan Haaretz Gazetesi, Batılı istihbarat ajanlarının PKK'nın başı Abdullah Öcalan'ı sığınma isteğiyle baş vurduğu tüm ülkelerde izlediğini bu ülkeler arasında önceden ismi duyulmayan İran'ın da bulunduğunu açıkladı.

Haaretz Gazetesi'nin saygın ordu muhabiri Zeev Schiff, Apo'nun Suriye'den çıktıktan sonra geçtiğimiz sonbaharda İran'a giriş yaptığını ve bunu Suriyeli yetkililerin hazırladığını bildirdi.

Yazar Schiff'e göre Öcalan önce Rusya'ya gitmek istedi. Ancak Rus Başbakanı Yevgeni Primakov, sığınma isteğini reddetti. Bunun üzerine İran'a geçip oradan Doğu Avrupa'ya uçarak buradaki taraftarları arasına yerleşmeyi planladı.

Bölücübaşı'nı 15 avukat savunacak

Bölücübaşı Abdaullah öcalan'ın kardeşi Mehmet ve Fatma Kesire'nin talebi üzerine bir grup avukat, gözaltı süresi dolan Öcalan'la görüşmek üzere İstanbul DGM'ye dilekçe verdiler.

Aralarında İHD Genel Başkan Yardımcısı Osman Baydemir ile İstanbul Şube Başkanı avukat Eren Keskin'in de bulunduğu 16 avukat, gözaltında bulunan bölücübaşı Abdullah Öcalan'la "müdafii" sıfatıyla görüşmek istediklerini bildirdiler.

Avukatların Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (CMUK) 144'üncü maddesi gereğince "müdafi" sıfatıyla görüşme talebini içeren dilekçeleri, faksla Ankara DGM'ye gönderildi.

"Sayı daha da artacak"

Osman Baydemir, Eren Keskin, Özcan Kılıç, Doğan Erbaş, Filiz Köstak, Ahmet Zeki Okçuoğlu ile Ankara ve İzmir Barosu avukatlarından toplam 15 avukat Öcalan ile görüşmek üzere Mudanya'ya oradan da İmralı adasına geçecekler. DGM çıkışında bir açıklama yapan avukatlar, sayının daha da artacağını belirttiler.

Abdullah Öcalan'ın İtalyan avukatları Giuliano Pisapia ile Luigi Saraceni de geçtiğimiz hafat sonunda istanbul Barosu'na başvurarak, müvekillerine CMUK çerçevesinde müdafii tayin edilmesini talep etti. Öcalan'ın kardeşlerinin avukat tutması nedeniyle İstanbul Barosu'nun müdafii tayin etme şartları ortadan kalktığı için ayrıca avukat tayin etmediği öğrenildi.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr