kapat

SALI 04 AĞUSTOS 1998

Koç, 4 Avrupalı şirketin peşinde!

İhracatla büyümeyi seçen Arçelik, yurtdışında üretimin yollarını arıyor. Bunun için Avrupa'da şu anda satışta olan dört büyük beyaz eşya şirketi, "alıcı gözüyle" izleniyor.

ESEN PİŞİRİCİ

Dayanıklı tüketimde ihracata 1991 yılında başlayan ve 1998 yılı sonu itibariyle 340 milyon dolarlık ihracat hedefleyen Koç Grubu, Avrupa'da satışa çıkarılan dört büyük beyaz eşya şirketini izliyor. Beyaz eşyada yüzde 60, kahverengi eşyada yüzde 35-40 pazar payına sahip şirket, iç pazardan çok dış pazarda büyümekten yana. Toplam üretiminin yüzde 25'ini ihraç eden, ihracat oranını yrtdışında üretimle arttırmayı planlayan grup, bunu yurtdışında fabrika kurmak ya da var olanları satın almak yoluyla gerçekleştirilecek. Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkan Yardımcısı Nesil Giray ile, büyüme stratejileri ve beyaz eşyada geleceğin eğilimleri üzerine konuştuk.

Dayanıklı tüketimde ihracat hedefleriniz neler?

Toplam üretimimizin yüzde 25'ini ihraç ediyoruz. 1997 Kasım aylarında planlamış olduğumuz rakamların üzerindeyiz. 340 milyon dolar ihracat rakamına ulaşacağız yıl sonu itibariyle. İhracata önce 1991'de İngiltere'den başladık. Bugün İngiltere'de üç milyon civarında ürünümüz evlerde kullanılıyor. Buzdolabı pazarının yüzde 10'una sahibiz. Bu yıl sonu itibariyle 380 bin adet buzdolabına ulaşacak. Çamaşır makinesi ve fırın ihracatımız bu yıl başlıyor. 1997 sonu itibariyle İngiltere'deki konutların yüzde 6.5'unda bizim ürünümüz var. Bunu 2000 yılında yüzde 15'e çıkartmayı planlıyoruz. Yani 23 milyon hanenin yüzde 15'inde ürünümüz olacak.

Belçika'da 3.6 milyon hanenin yüzde 12'sindeyiz. Fransa pazarına 1993 yılında girdik, 1998 yılından itibaren ivme kazanacak. 1997 sonu itibariyle yüzde 2.8 olan evlerde bulunma oranını yüzde 10'a çıkartmayı planlıyoruz. En son girdiğimiz yer Almanya, 1.8'i 5 'e çıkartmayı planlıyoruz. Bunlar 2000 yılı hedeflerimiz.

İhracat artırmak için üretimin artması gerek, kapasite artışını nasıl sağlayacaksınız?

Toplam üretimimizin yüzde 25'ini ihraç ediyoruz. Bu oran değişecek. Ama üretimimizin yüzde 50'sini ayıracağız anlamına gelmiyor. Yeni kapasitelere ihtiyacımız var. Bu kapasiteler Türkiye'de mi kurulmalı, yoksa o pazarların içinde mi kurulmalı?

Türkiye'den çok, yurtdışında üretimden yanayız. Ya fabrika kuracağız, ya da var olanları satın alacağız. Avrupa'da en azından dört büyük beyaz eşya şirketi satılık, onları izliyoruz. Satın almak için acele etmiyoruz, çünkü onlar gelirse fiyat düşer. Ekim'de kararımız kesinleşecek. Şu anda sadece Tunus'ta bir fabrika kurma aşamasındayız. Özbekistan'da görüşmeler sürüyor. Bunlar lokal üretimler. Büyük kapasiteli ve birden fazla ülkeye hizmet edecek fabrikalar için henüz fikir safhasındayız. Bu fabrikalarla beraber marka da alalım mı almayalım mı bunları konuşuyoruz."

Yurtdışında üretim size ne gibi avantajlar sağlayacak?

Özellikle birçok malzemenin yurtdışından geldiği ve malın tekrar oraya gittiğini düşünürseniz navlundan kazanç var. Birinci neden bu. İkinci neden özellikle Doğu Bloku için baktığınızda hala büyük koruma oranları var ve bunlar uzun süre devam edecek gibi gözüküyor. Bunun içinde olmak büyük avantaj.

Beyaz eşya piyasasındaki durgunluk sizce nasıl aşılır? Bu durgunluk sürerse, örneğin Arçelik, "Bir yıl fiyatları donduruyorum" diyebilir mi?

O pek kolay bir şey değil. Bir kere çok para kazanmıyoruz ki biz. Düşük kar marjlarıyla çalışıyoruz. Zaten son 7-8 yılın fiyatlarına baktığınızda dolar bazında yüzde 25 oranında gerileme oldu. Bu gerileme; üretim artışının getirdiği hacim, hacmin getirdiği satın alma avantajı ve bazı dizayn değişikliklerinden kaynaklandı. Bu düşüş, olduğu gibi tüketiciye yansıtıldı. Ama toplam piyasa böyle bir yola girerse onlarla beraber bir şekilde, bir yere kadar gitmek durumunda olabilirsiniz. Bizim en büyük avantajımız Koç Finans desteği. Bu yolla tüketiciye daha iyi imkanlar sunabiliyoruz.

Beyaz eşyada trendler neler? 2000'li yılların ürünleri neler olacak?

Öncelikle her yerde çevreyle ilgili ürünler yoğunlukta. Daha az enerji, daha az su ve deterjan harcayan ürünler. Makinelerimiz veya ambalajlarının çevreye daha az zarar verecek şekilde dizaynı sözkonusu.

Diğerinde daha az tahribat yapacak şekilde dizayn edilmesi.

İkincisi de giderek daha ergonomik, daha faydacı ürünlere gidiliyor. Türkiye'de son 5-6 yılın trendi buzdolabında no-frost modeller. Satışları giderek artıyor ve fiyatlar da ucuzluyor. ABD ve Uzakdoğu da no-frost tercih eder ama Avrupa klasiktir.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr