kapat

SALI 10 MART 1998

Adalet içler acısı

Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan 400 sayfalık rapor, herkesin adalet dağıttığına inandığı bazı hakim ve savcıların uyuşturucu sanıklarını rüşvet karşılığı serbest bıraktığını gözler önüne serdi

SEDEF ŞENKAL (SHA)

Adalet sisteminin durumu içler acısı. Bir yandan adliyeler kısıtlı ödeneklerle hizmet vermeye çalıştığı için davalar yıllarca sürerken, "adalet dağıtıyor" denilen bazı hakim ve savcıların uyuşturucu sanıklarından rüşvet aldıklarının ortaya çıkması, adalet sistemini daha da derinden yaraladı.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ndeki "rüşvet" iddialarının hızlı sürdürülen bir soruşturma sonucu rapor haline getirilmesi ise sistemin ne kadar bozulduğunu gözler önüne koyuyor. DGM'deki bazı hakim ve savcıların rüşvet nedeniyle görevlerinden alınmalarına kadar varan gelişmeler, dönemin İstanbul DGM Başsavcısı Erdal Gökçen'in Adalet Bakanlığı müfettişlerini rüşvet araştırması için göreve çağırmasıyla başladı. Gökçen, rüşvet iddiaları nedeniyle DGM'deki herkesin zan altında kaldığını belirtiyor ve bakanlığın olaya el koymasını istiyordu.

Tüm hakim ve savcılar, Adalet Bakanlığı müfettişlerine kimlerin hangi davalarda ne yaptığını, ne menfaat sağladığını anlattılar. Erzincan DGM Hakimi Saim Öztürk, kendisine tavassut (aracılık) etmesi için gönderilen kartviziti de bakanlığa gönderdi. Bakanlık müfettişlerinin 1995'te başlattığı soruşturma kısa sürede sonuçlandırıldı. Adalet Bakanlığı Başmüfettişi Yılmaz Poyraz'ca hazırlanan 400 sayfalık raporda, 3 savcı ile 2 hakimin büyük uyuşturucu kaçakçılığı davalarında sanıkları 1 milyon dolar karşılığı beraat ettirdikleri veya haklarında hemen tahliye kararı verdikleri belirtildi. 10'a yakın davada trilyonluk uyuşturucu ile yakalanan sanıkları rüşvet karşılığı serbest bırakmakla suçlanan hakim Saim Ekinci ve Uğur Çorumluoğlu ile savcılar Faik Sencer Başaran, İsa Geyik ve Abdülkadir Diriarın hakkındaki tek yaptırım açığa alma oldu. Adaleti yaralayan bu iddialar bir türlü yargı önüne gelemedi.

Savcı Geyik ve Diriarın, DGM'de çalışan arkadaşlarının tanık ifadeleriyle meslekten men edildiler. Öğle tatillerinde uyuşturucu kaçakçılarının avukatlarıyla buluşup pahalı mağazalardan elbise aldıkları, uyuşturucu kaçakçıları ile yazlık komşusu oldukları ifade edilen Geyik ve Diriarın'ın, uyuşturucu sanıklarıyla diğer hakim ve savcılar arasında köprü oluşturmaya çalıştıkları tanık ifadeleri ile ortaya çıktı.

Çetenin davaları

DGM'de hakim ve savcılar arasında "Çete" olarak nitelendirilen soruşturma kapsamındaki hakim ve savcıların suç listesine giren davalar şunlar:

* İstanbul 3 Nolu DGM'de 1995/193 esas sayılı Mehmet Soytaş'ın uyuşturucu davası. Hollanda polisi ile ortak çalışılan bu davada, kuvvetli deliller olmasına ve Savcı İrfan Özliyen'in suçun teşekkül halinde olduğunu belirttiği iddianameye rağmen sanıklar tahliye edildi. Bu tahliyeden Faik Sencer Başaran ve Saim Ekinci'nin 1'er milyon dolar rüşvet aldıkları iddia ediliyor.

* 3 Nolu DGM'de 1995/151 esas sayılı uluslararası uyuşturucu şebekesinin elebaşı Nazım Üsküplü ikinci celsede tahliye edildi. Bu karar da Başaran ve Ekinci ikilisinden çıktı. Bu iş için ise iki hakimin yüklü çekler aldığı öne sürülüyor.

* Yine 3 No'lu DGM'de 1993/260 esas numaralı dosyada Malatyalı uyuşturucu kaçakçısı ve çetenin elebaşı olan Ziya Koyunoğlu'na verilen beraat kararı yer aldı. Bu dosyada uyuşturucunun bulunduğu kamyon sürücüsü mahkum edilirken elebaşı beraat etti. Yargıtay daha sonra bu kararı da bozdu.

* Yalnızca Başaran'ın menfaat sağladığı bir olay da kamuoyuna mal olmuş Oktay Tır Garajı'nın sahibi uyuşturucu kaçakçısı Ahmet Özbey'in davası. Özbey'e verilen beraat kararı Yargıtay'ca bozulup 20 yıla çevrildi. Rüşvet pazarlığına tanık olan bir savcının verdiği ifadeye göre 3 milyon mark rüşvet aldığı söylenen Başaran, Özbey tarafından tehdit edildi. Başaran'ın bu parayı daha sonra geri verdiği de verilen ifadeler arasında.

* 4 No'lu DGM Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu'nun da uyuşturucu kaçakçısı hemşerisi Mehmet Ali Yılmaz'ın suçunu teşekkülden çıkarıp bireysel kaçakçılık suçuna dönüştürdüğü ve bu işten 500 bin mark aldığı da öne sürüldü. Yine aynı başkanın Diyarbakırlı "patroniçe" diye tanınan bir uyuşturucu imalatçısını da menfaat karşılığı tahliye ettiği belirtiliyor. Bu konuyu en iyi, bir süre önce vefat eden Savcı Uğur Saldoğan'ın bildiği ifade ediliyor.

* Faik Sencer Başaran'ın, bacanağının yeğeni olan ve yasadışı örgüt üyesi olduğu için yargılanan Senem Tiryaki'nin tahliye edilmesi için 4 No'lu DGM hakimlerine tavassutta bulunduğu da raporda yer aldı.

Yüzleri kızardı

Rapora da geçen bu iddiaların ayyuka çıkması ve dürüst savcı ve hakimlerin rahatsız olması üzerine odasında bir toplantı düzenleyen dönemin DGM Başsavcısı Erdal Gökçen, şaibeli olan arkadaşlarını sert dille uyarınca İsa Geyik ve Abdülkadir Diriarın'ın başlarını önüne eğerek yüzlerinin kızardığı da verilen tanık ifadeleri arasında.

JBirçok tanık hakim ve savcı, bu toplantı sonrası 2 savcının suçlarını yüzleri kızararak kabul ettiği görüşünde de birleşiyorlar. Ancak DGM Hakimi Mehmet Kolukısa'nın kendisini eleştiren ve rüşvet alıp almadığını soran bir savcı arkadaşına verdiği yanıt dosyadaki önemli kanıtlar arasında: "Ne yapalım satılığa çıktık ya da satılıyoruz."

Dosyada yer alan ifadeler, skandallar dizisine avukatların da adlarının karıştığını ortaya koyuyor. Buna göre savcılar ile samimiyeti artıran ve İsa Geyik ile Abdülkadir Diriarın'a menfaat karşılığı pahalı hediyeler veren 2 avukatın adı İlhan Ongan ve Edip Kürklü. Çetin Köktemir adlı avukatın da bu tür faaliyetler içinde bulunduğu ifadeler sonucu ortaya çıkıyor.

DGM'de fiyat tarifesi

Toplam 42 tanığın ifade verdiği soruşturmada yapılan suistimallere ait bir rayiç oluşturulduğu da ortaya çıktı. Buna göre uyuşturucu kaçakçılarının beraati için 1 milyon dolar veya 3 milyon mark, toplu kaçakçılık sanıkları için 300-500 bin mark, tavassut için takım elbise veya pahalı hediyeler rayici oluşturuyor.

Başaran kendini savundu

Faik Sencer Başaran, 1 milyon dolar rüşvet aldığı iddia edilen Mehmet Soytaş olayıyla ilgili olarak "O konuda objektif karar verdim. Zaten Mahkeme Başkanı Mehmet Bey bunların tahliye edilmesi gerektiğini söylüyordu. En büyük şanssızlığım karar günü Mehmet Kolukısa'nın Antalya'da seminerde olması ve benim başkan olmamdı" dedi.

Ancak tanıklık yapan Kolukısa bu uyuşturucu davasında asıl elebaşının Mehmet Soytaş olduğunu belirterek, "Başaran kesinlikle yalan söylüyor. Sanığın tahliyesi için önceden görüş bildirmek yargıya sığmaz. Ben olsaydım tahliye etmezdim" diyerek Başaran'ı yalanladı.

Başaran, İstanbul Adliyesi'nde hukuk hakimi olan bacanağının yeğeni Senem ve eşi Cem Sinan Tiryaki'nin yargılandıkları yasadışı örgüt üyesi olmak davası için Uğur Çorumluoğlu'ndan ricada bulunduğunu kabul ediyor. Bu dava sonucunda bacanağının yeğeni Senem beraat ederken, eşi 4 buçuk yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Üstü örtülen olaylar

Faik Sencer Başaran, bu tür olaylar yerine gerçeklerin araştırılması gerektiğini belirtirken ilginç bir örnek verdi. Başaran, zamanın İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir'in kendisi aleyhine yayın yapan bir gazetenin toplatılması için nöbetçi hakimi, "Polis memurları ile gönderdiğin gazete hakkında toplatma kararı vermezsen, sabaha kadar kendini ölmüş bil" diye tehdit ettiğini söyledi. Başaran, olayın adalet ve içişleri bakanlığına intikal ettirildiğini ancak Cumhurbaşkanı'nın devreye girmesiyle kapatıldığını da ifade etti.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr