kapat

CUMARTESİ 27 ARALIK 1997

Ahmet Vardar (e-posta:avardar@sabah.com.tr )

Ben eski lisandan yazdığımı sanıyordum. Ama yanılmışım. Beterin beteri varmış...

Okuyucularım zaman zaman beni tenkit edip "Ahmet Bey; kullandığınız bazı kelimeler eski Türkçe. Lütfen biraz daha yeni kelimeler kullanır mısınız?" diyorlar.

Kesinlikle haklılar... Ama yılların verdiği alışkanlıkları yenmek bir anda mümkün olmuyor.

Hemen aklıma geçmişin Adalet Bakanı Seyfi Oktay geldi.

Kulakları çınlasın, dört-beş yıl evvel kendisine hitaben bir yazı yazıp, hukuk dilinde kullanılan bazı kelimelerin daha anlaşılır yazılmasını istemiştim. Yazımda, özellikle noterlerin ve günlük hayatta çok sık karşılaştığımız bazı hukuki kelimelerin vatandaşlar tarafından anlaşılamadığını belirtmiş ve bunun da sakıncalı olduğunu ifade etmiştim.

Yazım üzerine Seyfi Bey de beni aramış, haklı olduğumu belirtip, bu konuda çalışma başlatılacağını söylemişti.

Geçenlerde bir vatandaşın mektubunu okurken, gözüme ilişti... Kendisine icra takibi gelen vatandaş, bunun haksız olduğunu belirtiyordu. Mektubuna icranın bir fotokopisini de eklemişti. Fotokopiye bakarken, gözlerim faltaşı gibi açıldı.

Mahkemelerde matbu olarak bulunan "Tahsilat Makbuzu"nun "İhtar" bölümünde aynen şu yazıyordu:

"Teslimat meyanında altın ve gümüş para varsa, balâda tashiran irae olunacak. Her şahıs teslimat mukabilinde makbuz ve ahzetmeğe mecburdur..."

Gel de anla!..

Ben de anlamadım tabii ve bizim gazetenin Hukuk Bürosu'nda çalışan arkadaşlara sordum. Onlar bana tercüme ettiler.

Böyle bir evrak geldiğinde, vatandaş ne anlayacak da ne yapacak?

Şimdi burada Adalet Bakanı Sayın Sungurlu'ya bir kaç kelime etmek boynumun borcu...

Oltan Bey!

Adalet teşkilatında tebligat gönderecek pul parasının olmadığını sizin ifadelerinizden anladım. Elbetteki çok üzüldüm.

Pul, maddi bir şey.

Ama günlük hayatta çok sık karşılaştığımız bazı evraklardaki dilin anlaşır hale getirilmesi için paraya, pula ihtiyaç yok.

Oltan Bey! Lütfen...

Posta İşletme Müdürü Nuri Bey'den cevap geldi...

Geçtiğimiz Perşembe günkü yazımda Posta İşletme Müdürlüğü'nin aldığı bir kararı eleştirmiş ve "PTT'ciler bundan sonra ellerine süpürge alıp, temizlik mi yapacak?" demiştim.

Yazımın çıktığı gün Genel Müdür Nuri Alagöz beni aradı. Nuri Bey, Türkiye'de 16 bin PTT şubesi olduğunu bunların çoğunda da bir memur ve bir müstahdem bulunduğunu söyledi. Nuri Alagöz, sözkonusu tebligatın böyle küçük yerleri ilgilendirdiğini, buralarda görev müstahdemin temizlikten sorumlu olduğunu söyledi. Alagöz, büyük şubelerin ise özel şirketlere temizletildiğini de ifade etti.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr