kapat

Cengiz Çandar (e-posta:ccandar@sabah.com.tr)

"Post-modern darbe"...

Nedir dünün en önemli gelişmesi?

DYP'den ve Refah'tan istifalarla, TBMM aritmetiğinin Mesut Yılmaz'ın güvenoyu alabileceği biçimde değişivermesi.

Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz'a bu görevi verdiği, o da kendisine 9-10 günlük süre biçtiği vakit, "TBMM aritmetiğinin değişmesi ve değiştirilmesi için" taksimetre zaten açılmıştı. Hele, DYP ve Refah, imza toplayıp; BBP de tutumunu netleştirdikten yani 278 milletvekilinin "güvenoyu vermeyeceğiz" açıklamasına rağmen, Demirel'in Yılmaz'ın hükümet listesini onaylayacağı belli olunca, iş bitti. Adeta "direnme"nin anlamsızlığı milletvekillerine gösterilerek, "direnen partiler"den "kaçış" teşvik edildi.

"Gemi batarken" gemiyi önce kim terkederse, bazı partiler öyle terkedilmeye başlandı. Aslında, dünkü gelişme, bir yandan Türkiye'deki "siyasi sistemin müflis hali"ni, partilerin bir "fikir ve dünya görüşü organizmaları" olmadığını; tersine "menfaat dağıtma şirketleri"ni andıran özelliklerini yansıtıyor. "Kabile reisi"ni andıran genel başkanların etrafında kenetlenenler, genellikle "menfaat dağıtımı"ndan nemalanmak üzere orada bulunuyorlar.

Ve, "kabile reisi" ya da genel başkanın, bu "menfaati artık dağıtamayacak" duruma geldiğini hissettikleri anda, onun etrafında bulunmanın gereği de kalmıyor.

Son günlerin siyasi gelişmeleri, milletvekillerine bunu anlatmaya yönelikti. Dünkü gelişme, diğer yandan, Türkiye'de gerçekleşen "post-modern darbe"nin daha da sağlamlaştığına işaret ediyor. "Post-modern darbe" tanımlamasını, dün, Genelkurmay'da düzenlenen bir toplantıda bir üst rütbeli yetkilinin yaptığın öğrendik. Gerçekten böyle bir tanımlamanın yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ama tanımın kendisi doğru. Türkiye'de gerçekten de bir "post-modern darbe" gerçekleştirildi.

Söz konusu "post-modern darbe", yılbaşında hazırlanmaya koyuldu; 28 Şubat'ta yürürlüğe. "Post-modern" özelliği, bir sabah, marşlarla uyandığımız "klasik darbe" türünden farklı olduğunu anlatıyor zaten... Sürece yayılarak, devletin her organına ve kamu alanının her köşesine zaman içinde hükmetmeye yönelen bir tür bu...

Dolayısıyla, dün gerçekleşen, önemli ama bu sürecin içinde bir gelişme.

Son manzaraya bakılınca, Mesut Yılmaz'ın "güvenoyu alabileceği"ni söyleyebiliriz. Sonra?

Yeni hükümet modeli, bu kadar yamalı bohça haliyle bir "icraat hükümeti" olabilir mi? Bir "seçim tarihi"nde anlaşabilir mi? Bu türdeki bir hükümete, içinde yer alacak olan Bülent Ecevit ile dışarıdan destek vererek, gerektiği anda bozmak için "pusuda bekleyecek" olan Deniz Baykal arasındaki çekişme yansımaz mı?

"Post-modern darbe" eseri olan böylesine bir "Babil kulesi" veya "yamalı bohça" hükümetinin ömrü ne kadar uzun olabilir?

Bu soruların cevabı yok.

"Milletvekili erozyonu"nun hızlandığı DYP, Tansu Çiller "iktidarsız" kaldığı sürece, bütünlüğünü ve dirliğini nasıl koruyabilecek? Tansu Çiller, DYP'nin başında direnebilecek mi? "Post-modern darbe"ye karşı dikilmeye devam edecek mi? Ederse, nasıl bir sonuç alacak?

Refah, muhalefette ne yapacak? Bu kez, eski muhalefet dönemine benzeyemez. Çünkü, iktidarda "post-modern darbe" var...

"Post-modern darbe"nin bir özelliği de, cevabı bilinemeyecek sorularla yaşamak... Ve, buna alışmak...


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr