kapat

24 MART 1997 PAZARTESI

Peri masalı hüzünlü bitti

Milyonlarca genç kızın arzuladığı şöhrete, paraya ve güzelliğe sahipti ama anlaşılan o da mutluluğu arıyordu. atv'deki "Harika Pazar"ın sunucu Nil Pınar, Türkiye'nin gündüz en çok izlenen programının sunuculuğunu yapıyordu. Zengin bir gençle evlenmişti, herkesin hayalini süsleyen Boğaz kıyısındaki bir yalıda oturuyordu.

Çırağan Sarayı'nda Sezer İnanoğlu ile dünyaevine girdiğinde bir çok kişi bu olayı gıpta ile izlemişti. atv'deki Harika Pazar'ın sunucusuydu ve programı Türkiye'nin gündüz en çok izlenen programıydı. Bu başarılı ve renkli meslek yaşamı mükemmel bir evlilikle tamamlanmıştı. Boğaz kıyısındaki bir yalıda oturuyordu.

Nil Pınar röportajlarında en büyük tutkusu sorulduğunda hep aynı yanıtı veriyordu. "Sezer". İşte yaşamındaki en büyük tutkum diye nitelendirdiği sevgili eşi Sezer İnanoğlu ile yaptığı bir tartışma, bu tartışmanın yarattığı bir anlık çılgınlık onu ölüme götürdü. Beykoz sahilindeki muhteşem yalısında yalnızca kendisine ve eşine ait olan o özel odada kafasına tek kurşun sıkarak intihar etti.

Ölümden önce tartışma

Eşi Sezer İnanoğlu polise verdiği ilk ifadede eşi ile annesine ait Beykoz sırtlarındaki evde sert bir tartışma yaptıklarını anlattı. Nil tartışmanın ardından kapıyı çarparak evden çıkıp gitmişti. Eşinin gidişinden sonra hemen sahildeki evlerini aramış ama hiç bir cevap alamamıştı. Eşinin biraz sakinleşince telefonu açacağını ummuş ancak saatler ilerledikçe endişelenmeye başlamıştı. Evden telefonlarına yanıt alamayınca kayınbiraderi Barkın Pınar'ı aramış ve gidip bakmasını istemişti. Barkın Nil'i biraz sakinleştirebilir diye düşünmüştü.

Ancak şoförüyle eve giden Barkın çok geçmeden acı haberi vermişti. Nil ölmüştü. Annesi Aysel İnanoğlu Sezer İnanoğlu'nun hala şokta olduğunu ve kendine gelemediğini belirtirken aile dostları gün boyu İnanoğlu ailesini yalnız bırakmadı.

Emniyet yetkilileri genç kızın cesedinin yatak odasında yatağın hemen yanında bulunduğunu söylediler. Yetkililerin verdiği bilgiye göre genç kızın kullandığı 3.57 Magnum toplu 38 kalibrelik silah elinde bulundu. Genç kızın yaşamına son veren kurşunun sağ şakağından girip sol kulağının arkasından çıkmış. Kurşun ise daha sonra tavana isabet etmiş. Tabancada 6 kurşun var. 5'i dolu biri boş.

Yetkililer soruşturmanın selameti açısından Nil'in yanı sıra erkek kardeşi Barkın ile eşi Sezer İnanoğlu'nun da elinde barut izi incelemesi yapıldı.

Bu arada genç kızın çizmelerinin ve dışarıda giydiği giysilerinin çıkarılmamış olduğuna dikkat çeken polis yetkilileri Nil İnanoğlu'nun eve gelir gelmez intihar ettiğinin sanıldığını söylediler. Cesedin soğumuş olması da bulunduğunda ölümünün üzerinden en az 5-6 saat geçtiğinin işareti olduğunu ifade ettiler. Genç kızın bir buçuk ay kadar önce de resmi kayıtlara geçen bir intihar girişiminin olduğu belirlendi.

Bu kayıtlara göre Nil Pınar bir kutu hap içerek intihara kalkışmış.

"Eşini çok severdi"

Nil Pınar İnanoğlu ile 8 yıl boyunca beraber çalışan mankenlik ajansı sahibi Duygu Başara ise, "Bu kadar pozitif bir insanın canına kıymasına inanamıyorum. İş ilişkisinin ötesinde bir ilişkimiz vardı. Bana maddi manevi çok yardımı oldu. Çok iyi niyetliydi. Herkese akıl verir herkesin yardımına koşardı. Çok yönlü bir insandı" diye konuştu.

Genç kadını en son geçen Cumartesi akşamı Şaziye Bar'da gördüğünü belirten Başara, "Çok iyi idi. Ama evlendikten sonra hiç bir şeyini paylaşmamaya başladı. Kimseyi arayıp sormuyordu. Sorumluluk sahibi bir insandı. Ve eşini çok severdi." dedi.


"Karamsar ama neşeli. Biraz da sinirliyim..."

Kendimi büyük bir stres içinde izliyorum. Şu kelimeyi yırtmışım. Şurda şöyle yapmamalıydım, keşke makyajım şöyle olsaydı diye sürekli kendimi eleştiriyorum. Hiçbir zaman arkama yaslanarak kendimi rahatça izlediğim olmadı.

Önceki akşam esrarengiz bir şekilde yaşama veda eden Nil Pınar, SABAH'ın TV Guide ekinde yayınlanan röportajında arkadaşımız Ali Öztürk'ün sorularını yanıtlarken hem karamsar hem neşeli biraz da sinirli olduğunu söylemişti.

İşte 4-10 Ocak tarihli TV Guide'da yayınlanan Nil Pınar'ın kısa yaşam öyküsü ve sorulara verdiği yanıtlar:

Televizyonun reklam kuşaklarında hemen her gece evlerinize konuk olan Nil, tam 9 yıl içinde 100'e yakın reklam filminde oynadı. Şöhreti televizyon reklamlarında arıyordu aramasına ya, kafasında bir de hedefi vardı: İyi bir televizyon sunucusu olmak.

Oldu da. 1972 yılında İstanbul'da doğan, 1994 yılında Boğaziçi Üniversitesi Otel Yöneticiliği Bölümü'nden mezun olan Nİl, ilk sunuculuk deneyimini Bekir Aksoy'la birlikte TRT'nin sevilen müzik eğlence programı "Bir Başka Gece" ile yaptı.

atv'nin 1997 yılı süper yılbaşı eğlencesini Meltem Cumbul ile birlikte sunan Nil Pınar İnanoğlu, artık ailemizden biri gibi. Çünkü, sunuculuğunu üstlendiği "Harika Pazar" ile her pazar ekrandan evlerimize konuk oluyor. Bizimle birlikte kahvaltı soframıza oturarak; magazin dünyamızın o gizemli kapılarını açıyor bizlere. Gelin Nil'i biraz daha yakından tanıyalım:

Reklam dünyasına nasıl girdiğini anlatır mısın?

Benim reklam dünyasına girmem tam bir tesadüf reklamcı bir komşumuz vardı. Bir gün bana, çekilecek yeni bir reklam filmi için çocuk yıldızlar arandığını söyledi. Üstelik hemen o gün evimize fotoğrafçı yollayarak resimlerimi çektirdi. Bir anda kendimi kamera karşısında buldum.

Oynadığın reklamlar 100'ü buldu. Peki iyi para kazandın mı?

Kazandım sayılır. Ailemden hiç para almayacak kadar kazandım. Belki biraz hesaplı olsaydım çok daha fazlasını kazanabilirdim.

Diplomasını aldığınız mesleği yapmayı hiç düşünmediniz mi?

Çok düşündüm. Tek hedefim iyi bir otelin yiyecek ve içecek bölümünde çalışmak ve yükselmekti. Arkasından Amerika'ya giderek bir otelde çalışmak istiyordum. Düşündüklerimin bir bölümünü okuldan mezun olduğum yıl The Marmara Oteli'nin yiyecek, içecek bölümünde çalışarak gerçekleştirdim. Ancak tesadüfler beni başka alanlara sürükledi. Amerika'ya gitme düşüncesiyle işten ayrıldığım sırada sunuculuk işi ortaya çıktı. Ben de böylece hayatıma yeni bir yön verdim.

Hayatına yeni bir yön vermene neden olan bu olay nasıl gelişti?

TRT'nin müzik eğlence programı "Bir Başka Gece" için sunucu aranıyormuş. Sayın Türker İnanoğlu televizyon seyrederken oynadığım bir reklamda beni görünce "Şu kızı bulun bir deneyelim" demiş. Deneme çekimi yapıldı. Başarılı bulmuş olacaklar ki Bekir Aksoy'la birlikte "Bir Başka Gece"yi sunmaya başladım.

Turizmcilik işi buzdolabına kondu sanırım?

Buzdolabında değil, derin dondurucuda duruyor. Her an çıkarıp turizm sektöründe bir iş yapabilirim.

Mesleğin güzel konuşmayı gerektiriyor. Özel çabaların oldu mu?

Sunuculuk yapmayı çok istiyordum. Bu işe başlamadan çok daha önceleri kursa gidip kendimi yetiştirmeyi planlıyordum. "Bir Başka Gece"den teklif alınca hemen bu planımı uygulamaya koyarak kurslara başladım.

Kimlerden ders aldın?

Çok iyi hocalardan dersler aldım. Can Gürzap, Arsen Gürzap, Haluk Kurdoğlu, Ayda Aksel, Yalçın Boratap ve Serpil Akıllıoğlu hocalarım oldu.

Güzel görünmek için özel bir reçeten var mı?

Güzel görünmek için yapmıyorum ama uykuma çok dikkat ederim. Üstelik bir huyum var; önüme konulan hiçbir yiyeceğe hayır diyemiyorum.

Peki kilonu nasıl koruyorsun?

Allah'ın bana verdiği güzel bir lütuf bu. Çünkü, bu kadar iştahım olmasına rağmen kilo almayan bir yapım var.

1996 yılı sizin için önemli bir yıl oldu. Sezer İnanoğlu ile evlendiniz. Sahi onunla nasıl tanıştınız?

Sezer'in yarattığı bir tesadüftü. Çok da uzun hikayesi var. Yazmaya kalkarsanız yazı dizisi olur.

Anladığımız kadarıyla sizi önceden gözüne kestirmiş?

Herhalde. Çünkü, benim hiçbir şeyden haberim yokken böyle bir göz kestirme durumu olmuş.

Evlenme teklif ederken size neler söyledi?

Daha ilk başlarda niyetini belli etmişti. Bir gün beni kendi yaptığı bir inşaatı gezdirmeye götürdü. Orada cebinden çıkardığı bir yüzüğü parmağıma taktı.

Sezer'in aldığı ilk hediye neydi?

Bana aldığı ilk hediye bir kolyeydi. Yok yok bir ceket almıştı.

Peki sizin Sezer'e aldığınız ilk hediye?

En son aldığım hediye bir kaşkoldu.

Çocuk yapmayı düşünüyor musunuz? Yoksa henüz çok mu erken?

Dediğiniz gibi henüz çok erken. Önce ben kendimi bir büyüteyim de sonra çocuk büyütmeye karar veririm.

Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?

Bol bol kitap okumaya özen gösteriyorum. Yürümeyi seviyorum. Hafta sonlarımı çiftlikte ata binerek değerlendiriyorum.

Şu anda bulunduğunuz yerden memnun musunuz?

Memnunum tabii. Zaten eğer memnun olmazsanız mutlu da olmazsınız. Üstelik başarının sonu yok. Mevkiydi, otoriteydi, benim için önemli değil. Hayat bir oyun, geçip gidiyor.

Nasıl bir öğrencilik dönemi yaşadınız?

Yaramaz, tembel, öğretmenlerin hoşlanmadığı bir tiptim.

En sevdiğin dersler hangileriydi?

Sevdiğim dersler hocalarımla doğru orantılı olurdu. Hocayı seversen dersi de seversin çünkü. Edebiyat hocalarımı çok sevdiğim için edebiyat derslerim her zaman iyi oldu.

Lise yıllarını yeniden yaşamak ister miydin?

Aman, aman o stresli günleri yeniden yaşamak istemem. Belki sınıf geçme problemi olmayan bir okul olursa işte o zaman düşünebilirim.

Ekranda kendini izlerken neler hissedersin?

Kendimi büyük bir stres içinde izliyorum. Şu kelimeyi yırtmışım. Şurda şöyle yapmamalıydım, keşke makyajım şöyle olsaydı diye sürekli kendimi eleştiriyorum. Hiçbir zaman arkama yaslanarak kendimi rahatça izlediğim olmadı.

En büyük tutkun nedir?

Sezer. Yani eşim.

Kendini iki cümlede özetleyebilir misin?

Karamsar ama neşeli. Duygusal, inandığı konuda inatçı. Biraz da sinirli.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Bu sayfa YÖRE Elektronik Yayımcılık tarafından hazırlanmıştır. Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr
YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.